🍹 Dulavrat Otu Ve Cırt Cırt
Keşifler,bilimsel teoriler ve matematiksel yöntemler. - Zihni faaliyetler, işfaaliyetleri veya oyunlara ilişkinplan, kural ve yöntemler. - Bilgisayar programları. - Estetik niteliğibulunan mahsuller, edebiyat ve sanat eserleri ile bilim eserleri. - Bilginin sunumu. 6769 sayılı SMK
Velband Tekstil Cırtbant. Farklı sektörlerdeki uygulamalar için özel tekstil ipliklerinden üretilmiştir. Siyah - Beyaz Cırt Bantlar. Renkli Cırt Bantlar. Sağlık sektörü için Ekonomik Plastik Cırt Bantlar. Yüksek Tutuş Güçlü Mantarbaş. Cırt Tutan Şardonlu Kumaşlar. Örme Cırt Bantlar.
tYkno1. İki yıllık ömrü olan dulavrat otu, ortalama 1,5 metre boyundadır. Ancak kimi zaman metreye kadar ulaşır. Ardışık yapraklı ve yaprak sapları uzun bir bitkidir. Çiçeği mor-kırmızı renkli olan bitki, Temmuz-Eylül arasında belirir. Tohumları ise Eylül’den Ekim’e doğru olgunlaşır. Yol kenarlarında, seyrek ormanlık alanlarda yetişir. Hem kökü, hem yaprakları hem de tohumları kullanılır. Yaprakları kökünden biraz daha acıdır. Tohumları kahverengi-gri tonlarındadır. Çiçekleri ise erdişidir; yani hem erkek hem de dişi organlara toplayan kişi uzman değilse, kökleri güzelavrat otunun kökleriyle kıyafetlerde ve ayakkabılarda kullanılan cırt cırtların icadında, dulavrat otunun tohumlarının üzerindeki çentiğimsi yapıdan esinlenilmiştir. İsviçreli mühendis Georges Mestral, Alpler’de dolaşırken bacaklarının ve köpeğinin tüylerinin dulavrat otunun bu çentikleriyle kaplanması sonucunda bir inceleme yapmış ve 1955’te cırt cırtları otu nerede yetişir?Ilıman iklimi sevse de soğuk ve sıcak hava koşullarına karşı dirençlidir. İskandinavya’dan Akdeniz’e, Avrupa’dan Rusya’ya, Orta Doğu’dan Uzak Doğu’ya kadar pek çok yerde yetişir. Nitrojeni bol topraklarda daha çok görülür. Özellikle Japonya’ya çok meşhurdur. Bitkisel çürüklü toprakta ve güneş görerek daha iyi yetişir. Türkiye’de de Otunun Kullanım AlanlarıDulavrat otu kökü, Uzak Doğu’da çokça tüketilen bir yiyecektir. Orta Çağ’da Avrupa’da da sebze olarak tüketilmiştir ancak bugün İtalya, Brezilya ve Portekiz haricinde çok fazla kullanılmaz. Bu kök, İngiltere’de de papatya ile karıştırılarak yapılan bitki çayında yüzyılın ikinci yarısında, dulavrat otu uluslararası bilinirlik kazanarak Uzak Doğu haricindeki mutfaklara girmeye başlamıştır. İçerdiği lif, kalsiyum, potasyum ve amino asitler sayesinde pek çok diyette otunun kökü gevrek, tatlı ve acıyı aynı anda barındıran bir tada sahiptir. Tadı enginarın tadına da benzetilir. Pek çok meşhur Japon yemeğinde, özellikle de sushi’lerde soya sosu ve havuçla birlikte dulavrat otu kökü kökler çiğ olarak tüketilebilirken, olgun olanlar genellikle değeri100 gramlık çiğ dulavrat otunda, 72 kalori bulunur. Karbonhidrat oranı 17,34 gram, şeker oranı 2,9 gram, lif oranı 3,3 gram, yağ oranı 0,15 gram ve protein oranı ise 1,53 gramdır. Ayrıca, bolca vitamin ve mineral dulavrat otu, detoks niteliğinde bir bitkidir. Bir yıllık kuru kökler artık şifalı bitki konumuna gelmiş sayılırlar. Bu kökler, idrar söktürücü, terletici ve kan temizleyici olarak kullanılır. Kadınları meme kanserine karşı koruyan Essiac çayının içerisinde de bulunur. Yağının yumuşatıcı etkisi nedeniyle, bazı kozmetik ürünler ile saç bakım ürünlerinde de ve anti hastalıklarının tedavisinde de kullanılır. Özellikle egzamada etkilidir. Yaprakları, yaraların ve iltihapların iyileşmesine yardımcı olur. Bu tip deri sorunlarının ortadan kaldırılması için, dulavrat otunun yaprakları ezilerek zeytinyağı ile karıştırılır ve sorunlu bölgeye haricen iltihabına ve toksinlerin sebep olduğu cilt problemlerine iyi rahatsızlıklara karşı fayda sağlaması için, dulavrat otunun iri yapraklarının tüylü kısmının bir bez yardımıyla ağrılı bölgeye sarılması ve bir gece orada kalması tavsiye otu, çay, yağ ve merhem olarak kullanılabilir. Aynı zamanda, gıda takviyesi olması amacıyla üretilmiş kapsül formları da bulunur. Kullanmadan evvel doktora başvurulması tavsiye otu çay olarak tüketilmek istenirse, 2,5 gram kuru dulavrat otu kökü, 150 ml kaynar suda kaynatılarak günde 1’er veya 2’şer bardak içilebilir. Veya kökleri ezilerek balla karıştırılır ve sabahları aç karnına 1 tatlı kaşığı yenir. Etkisi güçlü olduğundan etkiyi hafifletecek başka bitkilerle de otunun başka yağlar ve besinlerle karıştırılması ile, cildi güçlendirici maskeler, saç kremleri ve saçın uzamasını sağlayacak yağlar yapılabilir ancak öncesinde bir uzmana danışmak faydalı Otunun Faydaları...Kanı otunda bulunan küçük ve tohumlu kuru meyvenin içeriğindeki antineoplastik özelliği, beş farklı kanser hücresinin büyümesini ve çoğalmasını önler. Özellikle lenf kanserinin tedavisinde etkin kullanımı olduğu çıkan taze bitki sıvısı antimutajenik etkilidir. Yani, hücre DNA’sında oluşacak herhangi beklenmeyen bir değişimi nitelliğinde de ve safra salgısı artırdığından sindirimin kolaylaşmasına yardımcı ve frenginin tedavisinde işe yanmasını spazmına iyi rahatsızlıklarına iyi taşının düşmesine yardımcı şekerini düzenleyici etkiye hastalığının tedavisinde Bu sayede zehirlenmeye yol açan ağır metallerin ve tüm zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı tıkalı kanal ve sistemleri açar ve ödem birikimini ve mantar oluşumunu bu sayede virüslerin vücuda zarar vermesini ve hepatit gibi enflamasyonlu hastalıkların tedavisinde hastalıklarına iyi gelir. Özellikle deri iltihabı ve egzamada etkilidir. Yaraların ve cilt yanmasının iyileşmesini hastalığı ve akne gibi kronik hastalıkların tedavisinde de ve sivilce oluşumunu çıban ve kabakulak hastalıklarının tedavisinde elastikiyetini korumasını sağlayarak botoks etkisi oluşumunu engeller, dökülmeyi önler ve saçın uzamasını hızlandırır. Bitkinin suyu, kelliği önleyici merhem olarak bu özelliklerinin etkili olabilmeis için haricen kullanılmalıdır. Bu özellikleriyle şampuanlar ve diğer saç bakımlarının da içeriğinde olarak ve eklem ağrılarını ağrıları etkisi sayesinde cinsel isteği ve gücü Otu Zararları ve Yan EtkileriDoktor kontrolünde otunun hamilelik ve emzirme fazlarındaki kullanımı hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu dönemlerdeki kadınların kullanması tavsiye sebep olabilir. Özellikle bileşikgiller familyasındaki diğer bitkilere alerjisi olanlar olduğu ve kanı sulandırdığı için bu etkiye sahip diğer bitkilerle birlikte kullanılmaması gerekir. Bu bitkilere örnekler, karanfil, sarımsak, çinko ve otu, kanı sulandırıcı olduğundan kanın pıhtılaşma süresini uzatır. Bu nedenle, sık kullanılıyorsa, ameliyat sırasında kanamaya neden olabilir. Herhangi bir ameliyat olunacaksa, en az 2 hafta öncesinden kullanımı üşüme ve anemisi olanlar doktor kontrolünde durumunda kullanılmaması tavsiye yazıda yer alan bilgiler yabancı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuştur. Olası yan etkilere karşı, dulavrat otu kullanımından önce uzman hekime başvurmanız önemle Otunun 7 Şaşırtıcı Faydası 1 Cilt Kusurlarını İyileştirir Dulavrat otunun yapısındaki mineraller, yıllar önce Çin tıbbında keşfedilmiştir ve kızamık gibi sorunların çözümünde kullanılmıştır. Dulavrat otunu düzenli şekilde kullanarak, sivilce ya da akne gibi sorunların üstesinden gelebilirsiniz. Östrojen hormonu içerdiğinden dolayı cildin daha hızlı yenilenmesine destek olmaktadır. Dulavrat otu botoks etkisi gösteren, hücreleri yenileyen ve cildi sıkılaştıran bir bitkidir. dulavrat otu cilde faydaları 2 Sindirim Sistemini Korur Son günlerde sindirim problemleri yaşıyorsanız, dulavrat otunu bu sorunlar için tercih edebilirsiniz. Sindirim sistemini düzene sokan bu şifalı bitki, kolondaki faydalı bakterilerin gelişmesini sağlamaktadır. Mide asitlerini de dengeleme görevi sayesinde, uzun süre tokluk hissi vermektedir. Yemek sonrasında midede oluşan ağırlığı hafifletme görevi de bulunur. mide hazımsızlık 3 Güçlü Antioksidandır Dulavrat otunun yapraklarında ve köklerinde antioksidan maddeler bulunuyor. Bu maddeler sayesinde vücuda girmeye çalışan zararlı maddeler temizlenir. Kanda yer edinen enfeksiyonların atılmasını, cildin de arınmasını kolaylaştıran dulavrat otu hastalıklara karşı alınacak iyi bir önlemdir. Bedeninize ve ruhunuza zarar veren etkenlerin kısa sürede yok edilmesi için; dulavrat otunu tüketebilirsiniz. dulavrat otu 4 İdrar Söktürücüdür Dulavrat otu, böbrek üstü bezlerinin en iyi şekilde çalışması için rol alır ve diüretik etki oluşturur. İdrar söktürücü özelliği sayesinde, enfeksiyondan ve ödemden kolayca kurtulabilirsiniz. Böbreklerde oluşan taş ve kumu da temizleyen dulavrat otu, organların daha sağlıklı çalışmasını gerçekleştirir. dulavrat otu faydaları 5 Kan Şekerini Dengeler Dulavrat otunda bulunan faydalı minerallerden biri de insülindir. İnsülin maddesi, şeker hastalarının yüzünü güldürecektir. Çünkü bu madde, kan şekerinin yükselmesine engel olur. Kan şekerinin aniden düşmesi ve yükselmesi, çeşitli sağlık soruna neden olacağı için dulavrat otu kullanarak bedeninizi koruyabilirsiniz. dulavrat otu faydaları 6 Bağışıklığı Güçlendirir Dulavrat otu vücut direncini yükselten bir bitkidir. Terlemeyi gerçekleştiren özelliği sayesinde hastalıklara karşı bir duvar örer. Mikrop ve bakterinin terleme yoluyla atılmasını kolaylaştıran bu yararlı ot, enfeksiyon hastalıklarını da önlemektedir. Kanserli hücrelerin yayılmasını önleyen dulavrat otu, uzun ve sağlıklı bir ömrün de sırrıdır. dulavrat otu faydaları 7 Saçları Besler Bitkilerin kaynamış sularında saçları besleyen mineraller yer alır. Dulavrat otunun da böyle bir yönü bilinir. Dulavrat otunun yapraklarını kaynatıp ılımaya bıraktığınızda saçlarınızın ihtiyacı olan nem ve vitaminli suyu hazırlamış olursunuz. Sadece dulavrat otu kurusu değil; yağı da saç sağlığı konusunda verimli sonuçlar gerçekle sarsılmak değil , yalanla avunmak bakalım...
Biyomimetik kavramını biyonik alanında uzman olan kişiler çok iyi bilmektedir. Çünkü bu kavram tam da ilgilendikleri bilim dalıyla alakalıdır. Bizler Biyomimetik sözcüğünü günlük yaşamda çok sık kullanmayız. Bu bilimsel sözcük yerine bu ürünün taklidi cümlelerini daha sıklıkla kullanırız. Biyomimetik Nedir? Doğadaki modeller incelendikten sonra taklitleri yapılan sistem, mekanizma ve aletlerin tümüne verilen isim Biyomimetik adıdır. Bu sebepten dolayı bilim, sanat, teknoloji, mimari, yapay zeka, robotik, ulaşım, endüstri, askeri araştırmalar gibi pek çok alanda Biyomimetik sistem kullanılmaktadır. Biyomimetik için doğadan ilham alınarak geliştirilen teknolojik ürünler ibaresi de kullanılmaktadır. Biyomimetik TDK Sözlük Anlamı Ne Demektir? Biyomimetik kelimesi TDK sözlük anlamında biyoloji terimi olarak geçmektedir. Yeni bir bilim dalı olan Biyomimetik Türk Dil Kurumuna göre kısaca doğanın taklit edilmesi manasına gelmektedir. Biyomimetrik Örnekleri Nelerdir? Biyomimetik örneklerini aşağıda şöyle sıraladık;Bilindiği gibi balinaların geniş kuyrukları vardır. Yüzücülerin kullandığı iki ayağı birleştiren paletler dalış amacıyla balinaların geniş kuyruklarından esinlenilerek ve kumaş yapımı örümcek ağının yapısından ilham alınarak kanatlarının yapımında ise doğada var olan yusufçuk böceklerinin kanatlarından ilham sektöründe yer alan cırt cırt bantlar Dulavrat otu bitkisinden ilhan alınarak üretilmiştir. Çünkü bu bitki kıyafetlere yapıştığı zaman çok zor yer alan radarın varlığı görme yeteneği iyi olmayan yarasalara bağlıdır.
Doğadan ilham alarak üretme” olarak da adlandırılabilecek biyomimikri; doğanın tasarımını inceleme, ardından bu tasarımı alıp onu belirli insan yapımı malzemeler, ürünler, teknoloji ve mimariye dahil etme veya taklit etme sürecidir. Bize yol gösterici olan tabiat, hayatta kalmamızı geliştirecek ve kolaylaştıracak bir güce sahiptir. Kusursuz tasarımların yer aldığı doğa, insanlığın var olduğu ilk günden beri; insanlığa büyük bir ilham kaynağı olmuştur. İnsanlar doğayı taklit ederek hayatlarını kolaylaştırabilecek ürünleri, malzemeleri geliştirmiştir. Bilim insanlarının icatlarını geliştirme sürecinde, doğa onlara en büyük ilham kaynağı olmuştur. İşte günümüzde sıklıkla karşılaştığımız, doğadan ilham alan icatlar… Denizaltı Geniş okyanusların içinde yelken açacak bir icat için fikir arayışında olan bilim adamları, balinaları inceler. Bu incelemelerinin sonucunda denizaltını üreterek tıpkı balinaların hareketine benzeyerek ilerleyen bu aracı piyasaya sunarlar. Denizaltıların temel tasarımı da bu nedenle balinaların şekli esas alınır. Balinalar gibi denizaltılar da yiyecekleri izlemek ve denizaltındaki engellerden kaçınmak için sonar sistemlerine sahiptir. Balinalar suda uzun süre kalabildiği gibi; denizaltılar da uzun süre denizin altında hareket edebilir. Hızlı Tren Bilim adamları kuşlar üzerinde çalıştılar ve ön tarafları yalıçapkını gibi gagaya benzeyen mermi trenleri icat ettiler. Yalıçapkını gibi, kuşlarda gagalı ön kısımların, uçarken veya suya dalarken hava basıncını en aza indirmeye yardımcı olduğunu gözlemlediler. Bu fikri benimseyen mucitler, seyahat sırasında hava basıncını ve gürültüyü azaltmak için gaga benzeri sivri bir ön tasarıma sahip modern trenleri tasarladı. Bu yaklaşım aynı zamanda daha yüksek bölgede uçan uçaklar için de kullanılmıştır. Cırt Cırt Bant İnsanların icat etmek için doğadan ilham aldığı icatlardan biri de cırt cırt kez Velcro şirketinin sahibi tarafından keşfedilen bu malzemeninin ilham kaynağı, devedikeninin kancalı dikenleridir. İsviçreli bir mühendis olan George de Mestral, 1948'de elbisesine ve köpeğine yapışmış dulavrat otu çapaklarını gözlemler. Kilitleme sistemini inceler ve onu, sabitlemek için cırt cırt tarzı bağlama kullanmayı tasarlamak için kopyalar. Biri binlerce küçük kancayla ve diğeri binlerce küçük ilmekle kaplı iki kumaş şeridinden oluşan cırt cırt bandında; malzemeler birbirine sıkıca tutulurken yine de kolay serbest bırakılmasına izin verir. Sonar Yarasalar gibi tıpkı yunuslar da yiyecek bulabilmek ve yollarını belirleyebilmek için ekolokosyan kabiliyetlerini kullanırlar. Geceleri, ışıksız uçma ve yüzme yeteneklerini de buna borçludurlar. Bu fenomeni kullanarak bilim adamları, sensörleri hiçbir şeye çarpmadan hareket etmelerine izin veren robotlar geliştirdiler. Bu aynı zamanda, dedektörlerin de icat edilmesine yol açtı. Günümüzde sonar sistemine benzeyen bu yapı, günümüzde su altı etütleri ve boru hattı incelikleri gibi birçok işletmede hasar veya tıkanıklığı tespit etmek için kullanılmaktadır. Doğa, her şeyi ondan öğrenebileceğimiz devasa bir okuldur. Bu nedenle insanlık, doğayı tahrip etmeyi değil onu sevmeyi ve korumayı öğrenmelidir. Her bir ayrıntısıyla bize ilham olan doğanın; daha büyük icatları da beraberinde getirmesi dileğiyle…
Şimdi her gün kullanmaya alıştığımız pek çok alet, daha bir yüz yıl önce bilinmiyordu. Hayatımızı kolaylaştıran, günlük yaşamın olmazsa olmazı haline gelen bu icatlar nasıl yapıldı? Birbirinden ilginç hikayeler, bu icatların ne büyük bir çabayla ortaya çıktığını da gösteriyor. Kimi tesadüfen, kimi başka bir şey ararken keşfedilen aletler bugünün dünyasının olmazsa olmazları. Her birinin birbirinden ilginç hikayeleri var ve bazıları keşfedildikten sonra tarihin akışını değiştiriyor. Bu hikayeler derledik. Çalar Saat Her sabah 5’er dakika erteleyerek biraz daha uyumak istesek de çalar saat hayatımızın vazgeçilmezi. 1787 yılında bulunan çalar saat yine uykudan vazgeçemeyen bir mucidin icadı. Amerikalı Levi Hutchins her sabah 4’te uyanıp işe gitmesi gerekince ve bir türlü vaktinde uyanamayınca çözüm aramaya başlamış. Saat üreticisi Hutchins, hep geç kalktığı ve zamanı iyi yönetemediği için bir alarm sistemi düşünmüş. Kendine ilham veren süreci şöyle anlatıyor “Fikrim sesli bir alarm tasarlamaktı ama çok güçtü. Derken aklıma bir çan kullanmak geldi. 29*14 boyutunda bir kutu yaptım. Büyük bir bakır saatin içini oraya yerleştirerek bir çivi ve dişli kullandım. Akrep saat 0400’e geldiğinde, çiviyi itiyor ve çivi çana vuruyordu ama vuruş tek bir vuruştu fakat çanın sesi öyle fazlaydı ki, uyanıyordum…” İcat kısa zamanda yaygınlaştı. Hutchins 94 yaşında vefat etti, vefat ettiğnde icadının patentini almamıştı. Penisilin Penisilinin icadı dünya tarihinin önemli gelişmelerinden. Pek çok kişiyi ölümden kurtaran penisilin tıp dünyasında çığır açtı. Ortaya çıkmasıysa, tesadüf eseri. 1928 yılında Londra’da çalışan Dr. Alexander Fleming, ailesiyle tatile gitmeye karar verir. Tatile çıkmadan önce hastanenin güneş görmeyen bir yerinde kültür kaplarını bırakmıştır. 1 ay sonra işe geri döndüğünde kaplarda bakterilerde bir değişiklik olmadığı farkeder. Yaptığı araştırmada küflenen kaplarda bulunan bir maddenin bakterilerin çoğalmasını önlediğini farkeder. Bakterileri öldüren maddenin adı penisilindir. Ölümcül hastalıkların iyileşmesine neden olan penisilini bulan bilim insanları 1945 yılında Nobel ile ödüllendirilirler. Cırt cırt Dönem dönem moda olan, giyimi kolaylaştıran bu pratik aksesuar bağcık ya da fermuara göre daha kullanışlı. Kolay kolay bozulmayan cırt cırtın keşfi de ilginç bir hikayeye dayanıyor. İsviçre’de yaşayan elektrik mühendisi George de Mestral, bir gün köpeğiyle geziye çıkar. Saatler süren bu gezinin ardından dağlarda bolca bulunan dulavrat otunun kıyafetlerine ve köpeğinin tüylerine yapıştığını farkeder. Dulavrat otunu mikroskopla inceleyen Mestral otta pek çok kanca olduğunu görür. Bugün cırt cırt olarak kullandığımız ürünün icadı bu keşfe dayanır. 1955 yılında, De Mestral icadını naylon malzeme ile birleştirerek cırt cırtı bugünkü formuna kavuşturdu. Kedi gözü reflektörü Kapkaranlık bir gecede araba sürmek ister misiniz? 1933’te Percy Shaw uzun bir yola çıkmak zorunda kaldı. Sisli bir gecede otomobiliyle yolculuk yapan Shaw tam uçurumdan yuvarlanacakken oradan geçen bir kedinin gözlerinin parlamasıyla durumu farkedip ölümden son anda kurtuldu. Bu olay ilerki yıllarda pek çok insanın hayatını kurtaracak kedi gözü tasarımının önünü açtı. Günümüzde hemen tüm yollarda kedi göz reflektörleri bulunuyor ve ölümcül kazaları önlüyorlar. Teflon Tencere dibi kazımaktan nefret eden insanlar için teflon yüzyılın icadı sayılabilir. Ancak bulunması mutfakla ilgisi olmayan bir tesadüf sonucu. Amerikalı kimyager Dr. Roy J. Plunkett, soğutucu madde üretimi üzerine çalışıyordu. Bir gün mesaiyi bitirirken üretimde kullandığı hammaddenin arta kalanını ertesi gün değerlendirmek üzere çelik bir tüpe koydu ve evinin yolunu tuttu. Bir sonraki gün yine her zamanki gibi sabah erken saatlerde gelip mesaisine başladı. Üretime devam etmek için bir önceki gün doldurduğu tüpün vanasını açtı. Ancak tüpten gaz çıkmıyordu. Plunkett, bu işte bir gariplik olduğunu sezdi çünkü tüpten gaz çıkmamasına rağmen ağırlık azalmamıştı. Bu da tüpün içindeki maddenin dışarıya sızmadığını gösteriyordu. Peki, ama hammadde neredeydi? Merakına engel olamayan Roy J. Plunkett, tüpü ters çevirerek vanayı tamamen çıkardı. Bunun üzerine tüpün içerisinden dışarıya ele yapışmayan, kaygan ve ısıya dayanıklı beyaz bir toz çıktı. Plunkett, tüpün içindeki gazın polimerleşerek plastik maddeye dönüştüğünü anladı. 1938 yılında keşfedilen teflonun hammaddesi ilk zamanlarda atom bombasının yapımından uzay çalışmalarına kadar pek çok alanda kullanıldı. Tarihler 1956 yılını gösterdiğinde ise bu maddenin alüminyum tavaların kaplanmasında kullanılmasıyla birlikte mutfaklardaki yolculuğu başladı. Bu tarihten sonra da teflon tavalar “yapışmaz” sloganıyla gündelik yaşamımıza girerek kendisine sarsılmaz bir yer edindi. Güvenli kırılmaz cam Kırılmaz camın yolculuğu da tıpkı diğer icatlar gibi bir laboratuvarda başlıyor. Fransız bir kimyager olan Édouard Bénédictus bir gün yine laboratuvarda çalışırken raftan bir deney tüpü almak ister o sırada yanlışlıkla tüpü düşürür. Zemine çarpan tüp kırılır ama bütünlüğünü koruyarak paramparça olup zeminde dağılmaz. Tüpün neden dağılmadığını merak eden Bénédictus, hemen tüpü incelemeye koyulur. Gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda ise camın içinde esnek bir film şeridine benzeyen bir parça görür ve bunu da incelediğinde içinde selüloz nitrat kalıntılarının olduğunu anlar. Bunun üzerine iki cam tabaka arasına selüloz nitrat yerleştirerek güvenli camı yaratır. İlk olarak I. Dünya Savaşı sırasında gaz maskelerinde kullanılan güvenli cam, daha sonra arabalarda da kullanılmaya başlandı ilerleyen yıllarda ise neredeyse güvenlik amaçlı olarak tüm cam ürünlerde kendisine kullanım alanı buldu.
Bilim insanları biyolojik olarak parçalanabilen bir Velcro oluşturabilmek için yoğurt otu bitkisinden ilham aldı. Velcro, doğadaki bitkilerden, özellikle de pıtraklardan ilham alan cırt cırtlı bir bağlantı elemanı olarak Materials dergisinin Kasım ayında yayınlanan bir makaleye göre İtalyan Teknoloji Enstitüsündeki bilim insanları biyolojik olarak parçalanabilen bir Velcro üzerinde çalışıyor. Makaleye göre tırmanan bitkilerden esinlenilerek biyolojik olarak parçalanabilen ilk Velcro’yu üretmeyi başardılar. Bu sayede mahsul bitkilerinin sağlığını izlemeye yardımcı olacak küçük cihazlar yaptılar. Bunu ihtiyaç duyulduğunda böcek ilacı ve ilaçları dağıtmak için kullandılar. Velcro’nun Yaratıcısı George de MestralVelcro, açık hava tutkusunu icat sevgisi ile bir araya getiren George de De Mestral tarafından üretildi. Jura dağlarında İrlandalı işaretçisiyle pointer yürüyüş yaptığı sırada pıtraklar tarafından rahatsız edildi. Dulavrat otu tohumları olarak da bilinen pıtraklar dağ yürüyüşü esnasında hem kıyafetlerine hem de köpeğinin kürküne acımasız bir şekilde tohum kabuklarını çözmek oldukça zordu. De Mestral bunların nasıl oluştuğunu merak etti ve mikroskop altında inceleyebilmek için onları laboratuvara götürdü. Burada mikroskop yardımıyla dulavrat otu tohumlarını inceledi. Tohumdaki her bir çapağın dışının, kumaşın iplik halkalarına ya da köpeğinin kürküne takılan yüzlerce küçük kanca ile kaplı olduğunu fark etti. Bu durum De Mestral’in dulavrat otuna benzer bir suni bağlantı elemanı üretebilme fikrini verdi. Bu fikir, bugün spor ayakkabıdan giyime, sırt çantalarına, tansiyon manşetlerine, ceket ve saat kordonlarına kadar yaygın bir kullanım alanı Teknoloji ile Bitki Hastalıklarını İncelemek AmaçlanıyorMakalenin ortak yazarı Isabella Fiorello ve meslektaşları, hastalıkları tespit etmek için bitkileri yerinde izlemek ve bitkilere çeşitli maddeler vermek için yenilikçi yeni teknolojiler geliştirmekle ilgileniyordu. Böylece, bu tür birkaç cihaz sayesinde, onlara zarar vermeden doğrudan bitki yapraklarına takılabilecek. Kimyasal yapıştırıcılarla veya klipslerle tutturulmuş sensörler, şu an ki en iyi seçenek Ayrıca, hastalık tespiti için yapraklara nüfuz edebilen, geliştirilmekte olan mikro iğne bazlı yamalar da bulunduğu yerde yoğun, karışık hasırlar oluşturabilen yoğurt otu bitkisinden Galium aperine ilham aldı. Bu bitkiler bir buçuk metreye kadar büyüyebilirken, kendi ayakları üzerinde duramazlar ve bunun yerine destek için diğer bitkileri kullanmaları gerekiyor. Araştırmacılar, yapışkan bitkilerin, “yapraklara mekanik olarak kenetlenmek için mikroskobik kancalar kullanarak, konukçu bitkilerin üzerine tırmanmak için benzersiz bir parazitik cırt cırt benzeri sabitleme mekanizmasına” Bitkisinden Velcroİtalyan ekip, yoğurt bitkisindeki mikro kanca yapısını yakından inceledi. Ardından izomalt olarak bilinen ışığa duyarlı ve biyolojik olarak parçalanabilen malzemeler kullanıldı. Böylece yapay versiyonlar oluşturmak için yüksek çözünürlüklü bir 3D yazıcıdan faydalanıldı. Yapay üremeleri, tıpkı doğal muadilleri gibi, birçok farklı bitki türüne bağlanma konusunda oldukça yetenekli olduğunu ekibi, ilk uygulama olarak, minimum invazivlikle bir bitki kütikülüne nüfuz edebilen ve böylece bitkinin izlenmesini ve gerekirse tedavi edilmesini sağlayan bir cihaz tasarladı. İzomalt mikro kancaları, yaprakların damar sistemine yapışır ve daha sonra izomalt çözünür olduğu için içeride çözülür bir yapıda üretildi. Fiorello ve arkadaşlarının deneyleri, yapay mikro kancalarının, pestisitlerin, bakterisitlerin veya ilaçların yapraklara hedefli, kontrollü salınımı için bir sıva olarak kullanılabileceğini Alınan İlham Yenilikçi Çözümler SunuyorEkip ayrıca ışığa duyarlı reçineden yapılmış kancaları bastı ve bitkinin sağlığının kablosuz olarak izlenmesini sağlamak için akıllı klipler oluşturmak için bunları ışık, sıcaklık ve nem sensörleriyle bir araya getirdi. Klipsler ayrı yapraklara takılır ve özelleştirilmiş bilgisayar yazılımı sayesinde verileri kablosuz olarak edilen prototip rüzgârlı koşullara dayanıklı olduğunu kanıtladı. 50 güne kadar gerçek zamanlı ölçümler yapabilmesi oldukça başarılı. Cihazlar küçük ölçekli botanik uygulamalar için de kullanılabilir veya büyütülebilir bir yapıda. Örneğin, araştırmacılara göre çiftçiler, geniş ekim alanlarını daha iyi haritalamak ve izlemek için bu tür birçok cihazı ekip, mikro adımlar kullanarak yaprakların yüzeyi üzerinde hareket edebilen ve mandalina bitkisinin cırcır benzeri hareketini kopyalayabilen bir mikro robotik sistem geliştirdi. Yumuşak robotlarının yalnızca tanıtım amaçlı olmasına rağmen, “Bildiğimiz kadarıyla, bu, bir yaprak üzerinde cırcır benzeri dinamik ters çevrilebilir ankraj yapabilen, konseptten ilham alan ilk makinedir,” dedi yazarlar. Bu tür cihazların, değişen hava koşullarında yoğun bitki örtüsü arasında manevra yapmak gibi doğal ortamlarda çalışabilmesini sağlamak için birçok engelin üstesinden gelmesi robotik direktör yardımcısı ve IIT Bioinspired Soft Robotics Lab’in başkanı, Barbaro Mazzolai, “Çalışmalarımız her zaman doğayı gözlemleyerek, düşük çevresel etkiye sahip robotik teknolojiler aracılığıyla canlılar tarafından kullanılan stratejileri kopyalamaya çalışarak başlıyor. Bu son araştırma projesiyle, yalnızca gezegenimizin, özellikle de bitkilerin sağlığını izlemeyi amaçlayan değil, aynı zamanda bunu değiştirmeden yapan yenilikçi çözümler yaratmanın da mümkün olduğunu gösterdik.” dedi.
dulavrat otu ve cırt cırt