🥳 Bir Ben Var Benden Içeri Mevlana

Bir ben vardır bende benden içeri. Nereye bakar isem dopdolusun. Seni nere koyam benden içeri. O bir dilber dürür yoktur nişanı. Nişan olur mu nişandan içeri. Beni sorma bana bende değilim. Suretim boş yürür dondan içeri. Beni benden alana ermez elim. Kim kadem basa sultandan içeri. Vahderdi olana.. Vah garip olana..Vah gaflette olana.Gece mi orada? Gündüz nerede.. Bedbaht gönül yasla kendini artık asıl dünyaya. Varsın gamın, yasın ç Bir ben var, benden içeri! Kürdistan federe devleti, kardeşlerine karşı işlenen savaş ve insanlık suçunu BM başta olmak üzere uluslararası kurumlara taşıması gerekirken, karşı pozisyon içinde olmanın tüm Kürtlere bir yüz yılı daha kaybettireceğini görebilmelidir. Günümüz modernitesinde hangi taşı kaldırsan 'Bir ben var bende benden içeri '' diyen Yunus'un işaretindeki, içteki gerçek benliği ortaya çıkarmak için eğitim faaliyeti insanı etkiler ve ona şekil verir. Bu noktadan sonra devreye ilahi aşkı koyan Mevlânâ, insanı ilahi aşk okulunda pişirir, inceltir, kaba benliğinden geçirir, nazikleştirir ve yüceltir. Benibende demen, bende değilim. Bir ben vardır bende benden içeri. Bir ben vardır bende benden içeri. Senin aşkın beni benden almıştır. Senin aşkın beni benden almıştır. Ne şirin dert bu dermandan içeri. Ne şirin dert bu dermandan içeri. Süleyman "Kuş dilin bilir" dediler. Süleyman "Kuş dilin bilir" dediler. Yâre bir sırrım var açmaya geldim. Ne bir seda kalmış ne bülbül hani. Yârin bahçesinde açan gül hani. Sırrım alev aldı yanmaya geldim. Gönül yarası bu, sözün neresi bu. Yıkıldım eşiğine susmaya geldim. Gönül yarası bu, unut çaresi bu. Yoruldum kapında düşmeye geldim. Ben eyvah bilmezdim, eyvahım oldum. BirBen Vardır Bende Benden İçeri / Severim ben seni candan içerit. Severim ben seni candan içeri. Yolum vardir bu erkandan içeri. Beni bende deme bende degilim. Bir ben vardir bende benden içeri. Nereye bakar isem dopdolusun. Seni nere koyam benden içeri. O bir dilberdurur yoktur nişani. Nişan olur mu nişandan içeri. YunusEmre. Bir Ben Vardır Bende. Severim ben seni candan içeri. Yolum vardır bu erkândan içeri. Beni bende demen bende değilim. Bir ben vardır bende benden içeri. Nereye bakar isem dopdolusun. Seni nere koyam benden içeri. O bir dilberdürür yoktur nisâni. Mevlananın bu sözünü örnek almak gerek hayatta! Bir ben var benden içeri 20 Mayıs 2014; Kadın zenginler erkekleri geçiyor! 27 Ağustos 2007; Bir ben var benden içeri. Beni bende demen bende değilim. Bir ben vardır bende benden içeri. Posted by alpkup at 06:51. Bunu E-postayla GönderBlogThis!Twitter'da PaylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş. Labels: Öz kıtalar. Xper7. Yunus emre sözü. Bir ben vardır bende benden iceri? Takip Et. Paylaş. 3 Kız Görüşü. 1 Erkek Görüşü. Tahminiokuma süresi: 1 sa. 18 dk. Adı. Bir Ben Vardır Benden İçeri. Yazar. Tarık Buğra. Editör. Ayşegül Büşra Paksoy. Basım. TürkçeTürkiye · Ötüken Neşriyat · Kasım 2020 · Karton kapak · 9786051559810. 3UQexdH. 8 Aralık 2017 Cuma 135524 – 47 –Dün tanrıya ait veri tabanını incelerken, tanrının merakı dedikoduda kullandığını, konuşurken şikâyet içerikli konuştuğunu, bölücü olduğunu ve hep takdir beklediğini görmüştük. Bugün başka özellikleriyle devam ediyoruzKANDIRMAK, İSTEMEK VE ALMAK.“TANRI”NIN ÖZELLİKLERİDİR KANDIRMAK tipik bir tanrı özelliğidir. O veri tabanı nedeniyle kandırmak onun işidir, tanrıya ait bir özelliktir, tanrı ufak tefek de olsa hep kandırır, şakadan da olsa kandırır. Şaka bile olsa kandırmayı oysa Efendimiz SAV yasaklamıştır; çok dikkat etmek lazım. Ufak tefek ve bilmeden yaparsanız rahatsız olup hemen tövbe etmelisiniz. Efendimiz buyuruyor “Bir hayvanı bile sanki elinizde bir yem varmış gibi yapıp çağırmayın, kandırmayın.” Hayvanı bile kandırma! “Hayvan ne anlayacak” demeyin. Evet, o anlamaz ama siz tanrı olursunuz, tanrılığınız diğeri İSTEMEK ve ALMAK duygusudur. Bu yüzden, almak duygusunu çok iyi inceleyin. İnsan kendine yaptığı sorgulamada, kendinde yaptığı psikanalizde bunları çok rahat yakalayabilir. Almak dediğimiz şey, sahip olmak anlamında mıdır? İlla öyledir diyemeyiz. Ama diyelim ki öyle, o zaman şu sorunun cevabı önemlidir Sahip olan kim, hangi yapınız? Sahip olmaya çalışan sizin “B” yapınız mı, yoksa sizdeki tanrı mı? Kim, ne için sahip olmak istiyor? Hayatınızda bunu arayın, çok net bulursunuz. Ama Allah’ın rızasını istemek hususunda öyle değildir. Mesela uykuyu bölüp salâta kalkmak hususunda nasılız? Sabah en azından iki rekât kılacağınız farz salât öyle çok önemlidir ki. Kişi geceyi ibadetle geçirmiş olsa bile, uyuyup sabahın iki rekât farzını kaçırıyorsa gece yaptığı ibadet çok önemli olmaz, belki de hiç önemli olmaz! Elbette sünneti de çok önemli, ama o iki rekât farz öyle önemli olmasına rağmen insan onu istemek ve yapmakta nasıl, kendisine iyi bakmalı? Yoksa biz işimize yaramayacak şeyleri istemede ve almada mı hevesliyiz?HARAMLARDAN KÖŞE-BUCAK KAÇMALI HARAMLARA MEYİL de tanrıda çok kuvvetlidir. “Bu kadarla bir şey olmaz” der, haramlara karşı hassasiyeti yoktur. Tanrılığının seviyesine göre bu yaklaşımı gittikçe kuvvetlenebilir, hiç önemsiz hale de gelebilir. Bir Tv programında bir haram parayı halka soruyorlardı, birisi dedi ki; kim demiş haram diye, getirsinler, bu yaşıma rağmen çatır çatır yerim. Zavallı! Onun haram olduğunu kabul etmiyor, önemsemiyor. Evet, tanrı harama meyillidir, haram ona cazip gelir. Haram ilişkiler, haram bakışlar, haram yeme içmeler hep cazip gelir. Bunu kendi hayatınızda siz de yakalayabilirsiniz. Mesela “kimlerin yanında daha rahatım?” diye sorun kendinize. Bazen duyuyorum, birisi çıkıp diyor ki; inanmayan birisi ama ben onunla daha iyi geçiniyorum. İnanan birisi nasıl onunla daha iyi geçinebilir, bu nasıl mümkün olur? Adam Allah’a küfrediyor ama sen onunla rahatlıkla yemek yiyorsun, beraber gezip tozuyorsun. Sonra da, Allahım senin cennetine talibim diyorsun. Annene küfreden birisiyle otursan, annen sana “sen ne biçim evlatsın” demez mi? Peki, Allah sana “sen ne biçim kulsun” demeyecek mi? Bunları insan gözüyle söylüyoruz, kader anlayışı içerisinde değil! Çünkü Allah indinden bakışta, o kader anlayışı içerisinde bu cümleler böyle olmaz. İman öyle ama yaşarken bir mücadele var. Bir kişi “ben onlarla çok daha iyi geçiniyorum, onlar bana çok daha iyi dostlar” diyorsa, bu ifade cehennem için çok önemli bir ipucudur. Eğer kişi kendini kandırmak istemiyorsa, cehennemin kokusunu alabileceği çok önemli ipuçlarıdır bu. Tanrılıktan yani cehennemden kurtulmak istiyorsa da fark edebileceği önemli “BEN”LER ARASINDAKİFARKI FARK EDEBİLMEK Kişi tanrılıkla ilgili yanlarını nasıl fark eder? Eğer kendine “Ben sistemin neresindeyim? Tanrılık çarkına kapılmış olabilir miyim? Tanrılar sistemi içerisinde onlara hoş gözükmeye, onlarla yarışa mı çalışıyorum?” diye sorar, böyle incelerseniz kendinizdeki tanrı yanlarınızı yakalayabilirsiniz. Onları yok etmeye başladığınızda cennetin kapısı yavaş yavaş açılıyor demektir. Çünkü tanrıyı yok etmeye başladın. Tanrı yok oldukça kapı açılacak demektir. Hayatı incelerseniz, tanrıyı en fazla yakalayacağınız yerlerden birisi öfke, birisi takdir beklemektir. Kendinizdeki tanrıyı en fazla buralarda yakalar, bulursunuz. “BEN” derken kast ettiğiniz “BEN”in, tanrılığını ilan eden “BEN” olup olmadığını, öfke ve takdir duyguları sırasında çok net fark edersiniz. Düşüncenize bakıp anlayabilirsiniz “Bu, tanrılığını ilan eden yapının arzusu ve isteği. Bu BEN hiç olmaması gereken BEN, vehmin zulmeti olan BEN” diyebilirsiniz, o “BEN”i diğer “BEN”den ayırabilirsiniz.“BEN” kelimesi, “KENDİM” kelimesi çok önemlidir, ona dikkat etmek, onu çok önemsemek ve tefekkür etmek lazım. “Ben” derken, “kendim” derken kullandığımız “kendi” ifadesi neyi kast ediyor? O hangi “kendi” acaba? Bunu mutlaka fark etmeliyiz. Ehlullah bunu fark etmiş ve çok önemsemiş. Mesela Yunus Emre, farklı kendi kavramlarını tefekküründe ele almış ve kullanmış. “Bir BEN vardır bende BENden içeri” diyor. Dikkat edin, biz şimdi bu cümleyi mübareğin kastettiği manasıyla tefekkür edeceğiz, bize anlatıldığı gibi değil. Yani o cümleyi tanrıların anladığı gibi yorumlamayacağız Bir “BEN” vardır “BEN”de “BEN”den içeri. Bu ifade söylenirken iki “BEN”den bahsediliyor Bir “BEN” var, bir de bu “BEN”den içeri bir “BEN” var. Açığa çıkaramadığı, ama fark ettiği bir “BEN” daha var. Yunus Emre’nin bahsettiği, dile getirdiği o “BEN” bize söylendiği gibi veya yaygın olarak yorumlandığı gibi “hakikat” değildir. O “BEN” “B” sırrıdır, “B” hakikatidir, “B” sırrıyla hakikatte yaratılan yapıdır. Bir hakikat var bir de rolü demiştik hatırladınız mı, işte o “BEN” hakikatin rolüdür. “Bir BEN vardır BEN’de” cümlesinde, “BEN’de” kelimesi ile kastedilen “BEN” diğer “BEN”dir, yani ilah yapıdır, o bir zanndır; kişinin kendini müstakil ve muhtar zannetmesiyle oluşturulan ilahlıktır. O ilah yapının kapladığı, örttüğü bir “BEN” daha var, o BEN bu ilah yapıdan içeri olan BEN’dir, onun örttüğü “BEN”dir. Çok duyduğunuz ama tam da tanımlayamadığınız “B” SIRRI işte odur. O “BEN”, hakikatte “B” sırrı ile yaratılan yapının “BEN” demesidir. Yani o BEN yaratılan gerçek yapının söylediği “BEN”dir, o “BEN”i var olan esas yapı söyler. Ama “BEN’den içeri” ifadesindeki “BEN” asıl “BEN”e geçirilmiş örtüdür, bir poşet gibi işlev gören örtücü “BEN”dir. O BEN asıl “BEN”e ve ondaki yeteneklere sahip çıkarak müstakilliğini, bağımsızlığını ilan etmiş, yani vehmi suiistimal etmiş “BEN”dir. Neden? Çünkü asıl “BEN”i, vehim olarak yaratılan “BEN”i örtüyor. Hayatımıza bu gözle bir bakalım, konuşurken “BEN” dediğimiz, “kendim” dediğimiz bu iki “BEN”den hangisi acaba? Bunun tefrikini yapmak çok önemlidir Hangi BEN’le “BEN” diyoruz? Eğer insan bu iki “BEN”in farkında olmaz, onların ayrımını yapmazsa bir kere hep tereddütte kalır. Konuşurken veya dua ederken nasıl diyeceğini, ne diyeceğini şaşırır; “BEN demeli miyim, yoksa “BEN” kelimesini kullanmamalı mıyım?” gibi ikilemler yaşar. Kişi “B” sırrı yapısıyla, hakikatte yaratılan bu yapıyla “BEN” diyebilir, ama zann olan yapıyla “BEN” demesi şirktir. Çünkü kendisini Allah’ın dışında müstakilen var ve muhtar zannediyor. Bu, ilahın “BEN”idir. Asıl “BEN”i fark edince kişi ne yapar, nasıl davranır? Mesela bir olay oldu, sinirlenmemesi gerektiğini mi anlar? Hayır, sinirlenmemesi gerektiğini anlayan ilah yapıdır, ilahlığını ilan etmiş olan “BEN”dir. Örtmeden “BEN” diyen yapıda, yani ilahlık ilanı olmadan “BEN” diyen yapıda sinirlenme diye bir şey olmaz, onun öyle bir duygusu olmaz. Tabi, bunları okuyunca hemen o asıl “BEN” halini yakalayıp sürdürebiliyor muyuz? Sürdüremiyoruz. Okur okumaz hemen birden sürdüremezsiniz. Dünyadaki yaşantı sistemi böyle! Ama mücadele etmek, bu işin telaşında, gayretinde olmak önemli! Dünya yaşantısı “A” yapısı üstüne bina olmuştur, dünyada “A” yapı üzerinden bir seyir var, “A” yapıyla dönen bir seyir var, dünyada dilenen seyir “A” yapı ile yürüyor. Bu yüzden “A” yapıdan tam kurtulmadan o hali sürdüremezsiniz, fakat mücadele etmek önemlidir. Hayat bu mücadeledir zaten.“B” YAPININ AKIL+İMANREHBERLİĞİNDEKİ ANALİZİ Şans ve şanssızlık çok kullanılır, ama manası nedir? “B” yapının yanında olup, “B” yapıyı fark edip, “B” yapıdan yararlanmak büyük şanstır, şans denilen budur. Onun çok yakınında olup ama “B” yapıyı fark etmeyip “B” yapıyı örtme görevini yüklenen olmak ise çok büyük şanssızlıktır. Peki, hayatta çok şanslı ama çok şanssız olanlar var mıdır? Evet. Fark etmemiz gereken bu “B” yapının da özellikleri vardır. Mesela o Sünnetullah’ı yani Evrensel Genel Doğrular’ı kabul eden bir karakterdir. İşte hakikatte “B” sırrıyla yaratılan bu yapıyı hayatın içinden bir olaya uyarlayarak, farklı bir örnekle anlatmaya çalışacağım. Tabi, önce şu bilinmelidir Yaratılan bu “B” yapı, Evrensel Genel Doğrular dediğimiz “Sünnetullah”ı fark ettiğinde ona akıl+iman’la yaklaşır, sisteme akıl+iman’la bakar. Akıl+iman’la bakmakla o çok önemli bir şeyi yakalar Kabul ettiği Evrensel Genel Doğrular’ın zaman boyutu uzar, alanı da genişler… Uygun görürseniz bu cümleyi biraz açalım. Bu amaçla “B” yapının akıl+iman rehberliğindeki analizini, yani sisteme akıl+iman ile yaklaşmasını anlamak üzere bir örnek verelim. Vereceğimiz bu örnek “imanın ne olduğu ve neye iman ettiğimizi” açabilmek, netleştirebilmek adına da faydalı olacaktır, inşaAllah. Bunu bilim kurgu filmi gibi bir sunumla anlatmaya çalışacağız ki hem dikkat çeksin hem de örnekteki mana daha kalıcı olsun. İnşaAllah yarın bu örneğin tefekkürüyle devam edelim. HİSSETMEK VE MUHTARİYET-47- "Bir ben vardır bende,benden içeri.." "Beni bende demen,bende değilim. Bir ben vardır bende,benden içeri." Yunus Emre Bir ben varmış benden içeride de haberim yokmuş. Bugünlerde bir yorgun,bir bezginlik,bir üzgün,bir kırgınlık,bir çılgın,bir sevinçlik... En nesnel ve kendimle konuşan en önemlisi de yalnız kalma isteği... Delirmedim çok şükür bunun farkındayım hatta, bu yaşımın en üst mertebesinde ki farkındalığımı yaşıyorum...Sanırım. Kendimi beğenmişlik değil inanın bunun da farkındayım.. En çok da kendimle çoğu zaman dalga geçmekteyim. Bilenler bilir benim ağaçlarımı her gün yürüyüş yaptığım parkta beni her zaman bekliyorlar biliyorum. Biri annem-biri babam karşılıklı atışıp dururken aralarından ben geçer-gider onları dinlerim-dinlenirim. Annemin maşallahı var sonbahara rağmen direnirken,karşısında duran rahmetli babama söylenir durur. Ne vardı erkenden hastalandın da beni buralarda yalnız bırakıp gittin. Kaç kere dedim sana içki-sigara içme bu kadar bak hala sallanıp duruyorsun,yamulup- yumulmuş karşı tarafa geçmiş bana kaş-göz ediyorsun. Babam da anneme söylenir bana söyleyene bak sanki sen çok iyi duruyorsun ? Sen sallanmıyorsun da ne olmuş yamulup-yumulmuşsun,geçsene bu tarafa haline bakmıyorsun. Annem der, çocuklar bana çok iyi bakıyor aynen benim sana baktığım gibi, şimdi onları üzmenin ne alemi var. Çok söylenme beni de çağırıp durma,bana doğruyu söyle sahi ,,, Sen, Adil bey orada mutlu musun...? Eveeeeet.... Hem de çok bak yaprak döktüm, dinlenmeğe aldım kendimi,baharda yine çiçek açıp kafayı çekeğim ve gelip karşına geçip seni bekleyeceğim. Annem de ona iyi ya al süpürgeyi o zaman temizle etrafını da bahara hazırlan. Ben daha "çooook " kışlara hazırlanıp baharlarda senin karşına geçip süslenip-püsleneceğim. Buralardan sesleneceğim...! Dikkatle bakarsanız babamın üzerine süpürgeyi nasılda,sokuşturu vermiş benim annem. Ah be annem bu gücüne-aklına-enerjine hayranım...! Ahhh... be babam süpürge sana hiç yakışmazdı ki,yeni huylar mı edindin sen gidince, buralardan... Sessiz bir AĞAÇ , arkadaşım da var bilirsiniz. Adı sessiz ; Kolu-budu dolu, dolu yüreği dost,dost ne zaman varsam yanına el atıp omuzuma destek olur yarama... Onun da tek kıskancı var bizim oğlan Toprak köpiş,utanmasa benden dost ağacımdan çiş yapacak az kaldı dibine yoksa... Neyse ki başka tanımadık dost ağaçlar varda idare ederler topişi çiş de yapsa,toplar annesi Merih nasılsa. Öyle Sonbahar bitiyormuş falan-filan üzülmez,boş banklara bakarken annesi Merih ile birlikte kışa hazırlanırlar en güzelinden. Annesi Merih' de az kıskanç değil yaptığı çantalardan kıskanıp çaldığı boncukları taç yapıp süslenmektedir bu aralar, kışa hazırlanırken... Herkesin kendisi için yazdığı "Mavi boncuklu bir cümlesi olsun isterim" Şair "Şükrü ERBAŞ" Çok hoşuma gitmişti.... Bugüne kısmetmiş şimdi hatırladım... Mavi Boncuklu cümlelerinizi yazın sizin de içiniz ferahlasın... S E V G İ L E R İ M L E.... Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir. Yunus Emre'den güzel sözler... Türlü türlü cefanın Adını aşk koymuşlar. * * * Aşk aşıkı şir eder, Aslanı zencir eder, Katı taşı mum eder. * * * Dervişlik baştadır, tacda değildir, Kızdırmak addadır, saçta değildir. * * * İlim, kendini bilmektir. * * * Dağlar nice yüksek ise,yol anın üstünden geçer. * * * Dünyada dertsiz baş olmaz. Derd'olanın ahı dinmez. * * * Cümleler doğrudur sen doğru isen, Doğruluk bulunmaz sen eğri isen. * * * Bu dünyaya gelen gider. Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır? * * * Eğer bir müminin kalbin kırarsan Hak'ka eylediğin secde değildir. * * * Aklı olan korkmak gerek Nefs elinden, hırs elinden. Nefstir seni yolda koyan, Yolda kalır nefse uyan. * * * Sabır saadeti ebedi kalır Sabır kimde ise o nasib alır. * * * Eğer hor eğer hürmet Kişiye sözden gelir. Zehr ile pişen aşı Yemeğe kim gelir. * * * Beni bende demen bende değilem, Bir ben vardır bende benden içeri. * * * Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz. 1. Mevlana Sözleri Hz. Mevlana şöyle seslenmiştir insanlığa "Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel." 2. Mevlana Sözleri Hz. Mevlana, yeni bir durumsayış ve yeni bir anlayış "Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı kidünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!" 3. Mevlana Sözleri Sevgide güneş gibi ol, Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, Hataları örtmede gece gibi ol, Tevazuda toprak gibi ol, Öfkede ölü gibi ol, Her ne olursan ol, Ya olduğun gibi görün, Ya da göründüğün gibi ol. 4. Mevlana Sözleri Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı. Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana. Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da, bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı. Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur? Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır. Alem O'nunla kaimdir ve O'nsuz olan hiçbir şey yoktur. O'nun rızası, rahmeti, bereketi ve tecellisi olmayan hiçbir şeyin değeri yoktur. 5. Mevlana İle İlgili Sözler Hz. Mevlana'nın kendi bakış açılarını yansıttığı ve amaçlarını açıkladığı sözü "Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için değil." 6. Mevlana İle İlgili Sözler Sen, değerinle ve düşüncenle iki aleme bedelsin. Ama ne yapayım ki kendi değerini blmiyorsun. Kendini ucuza satma, çünkü değerin yüksektir. 7. Mevlana İle İlgili Sözler Hz. Mevlana'nın evrensel bakış açısını anlatan bir sözü "Tapımızda yolumuzda riyazat yok; burada hep lütuf var, bağış var. Hep sevgi, hep gönül alış, hep aşk, hep huzur var burada." 8. Mevlana İle İlgili Sözler Bizim Peygamberimizin yolu aşk yoludur. Biz aşktan doğmuşuz, annemiz aşktır. Aşk şeriatı, bütün dinlerden ayrıdır. Aşıkların şeriatı da Allah'tır, mezhebi de. Bu dünya pazarında sermaye altındır; Orada ise aşk ve ıslak iki göz. 9. Hz. Mevlana Sözleri Hz. Mevlana sözlerinin şifa ve gıda oluşunun sırrını şu sözlerle açıklaaktadır "Söz söyleyen kemal sahibi olursa, marifet ve hakikat sofrasını serdi mi, o sofrada her türlü yemek bulunur. Herkes orada gıdasını bulur." 10. Hz. Mevlana Sözleri Mesnevi şerhlerinde, Mevlana'nın "ney" ile "insan-ı kamil"i, "kamışlık" ile "elest bezmi"ni, "ateş" ile "ilahi aşk"ı sembolize ettiği belirtilmiştir. "Duy şikayet etmede her an bu Ney, Anlatır hep bu ayrılıklardan bu Ney. Der ki; feryadım kamışlıktan gelir, Duysa her kim, gözlerinden kan gelir. Ayrılıktan parçalanmış bir yürek, İsterim ben, derdimi dökmem gerek. Şayet aslından biraz ayrılsa can, Öyle bekler, vuslata ersin zaman. Ağladım her yerde, hep ah eyledim, Gördüğüm her kul için, dostum dedim. Herkesin zannında dost oldum ama; Kimse talip olmadı esrarıma. Hiç değil feryadıma sırrım uzak, Gözde lakin yok ışık, duymaz kulak. Aşikardır can-beden, gör insanı, Yok izin, görmez fakat insan, canı. Ney sesi tekmil hava; oldu ateş, Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş! Ateş ateş olmuş, dökülmüştür Ney'e, Cebesi aşkın karışmıştır mey'e. Yardan ayrı dostu Ney dost kıldı hem, Perdesinden perdemiz yırtıldı hem. Kanlı yoldan Ney sunar hep arzuhal, Hem verir Mecun'un aşkından misal. Ney zehir, hem panzehir; ah nerde var, Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar? Sırrı bu aklın, bilinmez akl ile, Tek kulaktır müşteri, ancak dile. Sırf keder, gam; gitti kaç gün kaç gece, Geçti yanışlarla günler, öylece. Geçse günler, korku yok, her şey masal; Ey temizlik örneği, sen gitme kal! Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan, Anlamaz olgun adamdan bil ki, ham, Söz uzar, kesmek gerektir vesselam!" 11. Hz. Mevlana Sözleri Ben sağ olduğum müddetçe Kur'an'ın bendesiyim Ben, Seçilmiş Muhammed'in yolunun toprağıyım Eğer birisi benden bundan başka söz naklederse Ben ondan da bizarım, naklettiği sözlerden de bizarım. Hasan Ali Yücel'in manzum tercümesi şöyledir "Can tende var oldukça kulum Kur'an'a, Yol toprağıyımPeygamber-i zişana, Hakkımda bunun zıddına söz etse biri, Vay bu söze, vay böyle diyen insana..." 12. Hz. Mevlana Sözleri Allah'a tekrar tekrar yemin ederim ki, Bu mana Mesnevi, Güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar bütün dünyayı kaplayacak, Ve bütün ülkelere ulaşacaktır. Hiçbir mahfil ve meclis olmayacak ki orada Mesnevi okunmuş olmasın. Hatta o dereceye varacak ki, Mabetlerde, zevk u safa yerlerinde okunacak; Bütün milletler bu sözlerle süslenecek ve onlardan faydalanacaktır. 13. Hz. Mevlana Sözleri Güzel söyle de halk, yüzyıllar boyunca okusun. Tanrı'nın dokuduğu kumaş ne yıpranır, ne eskir. 14. Hz. Mevlana Sözleri Ben kilitten seslenen bir kapı anahtarı gibiyim sanki. Sanır mısın ki benim sözüm sadece bir sözdür. 15. Hz. Mevlana Sözleri Ey oğul, herkesin ölümü kendi rengindendir. Düşmana düşmandır, dosta dost! Ayna Türk'e nazaran güzel bir renktedir. Zenciye nazaran o da zencidir. Ey can, aklını başına devşir. Ölümden korkup kaçarsın ya; doğrusu sen, kendinden korkmaktasın. Gördüğün, ölümün yüzü değil, kendi çirkin yüzün. Canın bir ağaca benzer; ölüm onun yaprağıdır. İyiyse de senden yetişmiş, yeşermiştir; kötüyse de. Hoş nahoş... gönlüne gelen her şey senden, senin varlığından gelir. 16. Hz. Mevlana Sözleri Bizim sözlerimizin hepsi nakit, başkalarınınki nakildir. Nakil, nakdin fer'idir. 17. Mevlananın Sözleri Sözünü öyle bir izah et ki havas da avam da istifade etsin. Herkesin aklının ereceği, fikrinin anlayacağı bir tarzda anlat. Söz söyleyen kemal sahibi olursa, mağfiret ve hakikat sofrasını yaydı mı, o sofrada her türlü aş bulunur. Hiçbir misafir aç kalmaz, herkes o sofrada kendi gıdasını bulur. 18. Mevlananın Sözleri Güzel üslupla söz söyleyenleriz; Mesih'in talebesiyiz; nice ölülere tuttuk da can üfürdük biz. 19. Mevlananın Sözleri Surette kalırsan putperestsin. Her şeyin suretini bırak, manaya bak. Hacca giderken hac yoldaşı ara. Ama ha Hintli olmuş, ha Türk, ha Arap. Onun şekline, rengine bakma; azmine ve maksadına bak. Rengi kara bile olsa değil mi ki seninle aynı maksadı gdüyor, aynı senin rengindedir, sen ona beyaz de. 20. Mevlananın Sözleri Bu dünya zindandır, biz de zindandaki mahkumlarız. Zindanı del, kendini kurtar! Dünya nedir? Allah'tan gafil olmaktır. Kumaş, para, ölçüp tartarak ticaret yapmak ve kadın; dünya değildir. 21. Mevlana'nın Sözleri İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır. 22. Mevlana'nın Sözleri İnsaf et, aşk güzel bir iştir! Onun bozulması, güzelliğini kaybetmesi, insanlardaki tabiatın kötü niyetli oluşundandır. Sen, kendi şehvetine ve arzularına aşk adını takmışsın; Halbuki şehvetten kurtulup aşka ulaşabilmek için yol çok uzundur. 23. Mevlananın Güzel Sözleri Gönlünde Allah sevgisi arttı mı, şüphe yokki Allah seni seviyor. 24. Mevlananın Güzel Sözleri Ben, İnsanlara faydam dokunsun diye bu dünya zindanında kalmışım. Yoksa hapishane nerede, ben nerede? Kimin malını çalmışım? 25. Mevlananın Güzel Sözleri Aynı dili konuşmak, akrabalık ve bağlılıktır. İnsan, yabancılarla kalırsamahpusa benzer. Nice Hintli, nice Türk vardır ki dildeştirler aynı dili konuşurlar. Nice iki Türk de vardır ki birbirine yabancı gibidirler. Şu halde "mahremlik yakınlık dili" bambaşka bir dildir. Gönül birliği gönüldaşlık dil birliğinden daha iyidir. Gönülden sözsüz, işaretsiz, yazısız yüz binlerce tercüman zuhur eder. 26. Mevlananın Güzel Sözleri Pergel gibiyiz; bir ayağımız sımsıkı şeriata bağlı, Diğer ayağımızla yetmiş iki milleti dolaşıyoruz. 27. Mevlana Özlü Sözleri Hz Mevlana "Ne Arıyorsan Kendinde Ara"... Kişinin değeri nedir? - Aradığı şeydir! Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki Aradığın ancak sensin, sen. Madendeki inciyi aradıkça madensin. Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin. Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi; Neyi arıyorsun, sen osun. Senin canın içinde bir can var, o canı ara! Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara! A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara; Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara. 28. Mevlana Özlü Sözleri Hz. Mevlana "Ben'im Ancak"... Demedim mi sana, gitme oraya; seni tanıyan, bilen ben'im ancak; şu yokluk serabında hayat pınarın ben'im. Kızıp uzaklaşsan da yüz yıllık yola gitsen, sonunda dönüp gene bana gelirsin; son durağın ben'im demedim mi? Demedim mi sana, dünyanın süsüne razı olma; senin razı olacağın otağın ressamı ben'im ancak. Demedim mi sana deniz ben'im, sen bir balıksın; karaya gitme; arı duru denizin ben'im ancak. Sana, kuşlar gibi tuzağa gitme; haydi gel, kolundaki, kanadındaki kuvvet ben'im demedim mi? Demedim mi sana, keserler yolunu, soğuturlar seni; ateşin, coşkun, sıcaklığın ben'im ancak. Demedim mi, yakıştırırlar sana kötü kötü sıfatlar; sen olursun kaybeden; halbuki sıfatlarının kaynağın ben'im ancak. Demedim mi sana; "kulun işi gücü hangi sebeple düzene girer acaba?" deme; sebepsiz, cihetsiz yaratıcı ben'im ancak. Gönlünde bir ışık varsa bil bakalım, nerede evinin yolu; Tanrı sıfatlıysan eğer, bil ki ev sahibin, efendin ben'im ancak. 29. Mevlana Özlü Sözleri Ey özden habersiz gafil! Sen hala kabukla öğünüyorsun! 30. Mevlana Özlü Sözleri Göğsünün içindekini hakiki gönül sanan kimse, Hak yolunda iki üç adım attı da her şey oldu bitti sandı. Aslında tesbih, seccade, tevbe, sofuluk, günahtan sakınma, bunların hepsi yolun başıdır. Hak yolcusu aldandı da bunları varacağı konak sandı. 31. Mevlana Özlü Sözleri Bedenler, ağızları kapalı testilere benzerler. Her testide ne var? Sen ona bak. 32. Mevlana Özlü Sözleri Ey Tanrı kitabının nüshası insanoğlu! Sen, kainatı yaratan Hakk'ın güzelliğinin bir aynasısın! Her şey sensin. Alemde ne varsa, senden dışarıda değil. Her ne ararsan, onu kendinden iste, kendinde ara. 33. Mevlana İle İlgili Sözler Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz, Hak'tan mı? Ne boş zahmet. 34. Mevlana İle İlgili Sözler Her gün bir yerden göçmek ne iyi! Her gün bir yere konmak ne güzel! Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş! Dünle beraber gitti cancağızım, Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. 35. Mevlana İle İlgili Sözler Yetmiş iki millet kendi sırrını bizden dinler. Biz, bir perde ile yüzlerce ses çıkaran bir ney gibiyiz. 36. Mevlana Sözleri Yapılma, yıkılmadadır; topluluk, dağınıklıkta; düzeltme, kırılmada; murat, muratsızlıktadır; varlık yoklukta. Her şey buna benzer.. öbür zıtlar ve eşler de hep bunlar gibidir. Birisi geldi, yeri bellemeye, sürmeye başladı. Aptalın biri dayanamayıp feryat etti. Dedi ki "Bu yeri neden yıkıyorsun... Neden yarıyor, dağıtıyorsun?!" Adam dedi ki "A ahmak, yürü git.. benimle uğraşma! Sen yapılmayı yıkılmada bil!" Bu yer, böyle çirkin ve yıkık bir hale gelmedikçe, nasıl olur da gül bahçesi, buğday tarlası haline gelir? Düzeni alt üst olmadıkça nasıl olur da bostanlık, ekinlik olur, mahsul ve meyve yetiştirir? Yarayı neşterle deşmedikçe iyileşir, onulur mu hiç? Ahlatın, ilaçla yıkanmadıkça hastalığın nasıl geçer, nasıl şifa bulursun? Terzi kumaşı paramparça eder. Bir kimse çıkıp da o sanatını bilen terziye, mevlana sözleri "Bu canım atlası neden bu hale getirdin, neden kestin; ben kesik kumaşı ne yapayım?" der mi? Her eski yapıyı yaparlar, yenilerlerken eski yapıyı yıkmazlar mı? Marangoz, demirci ve kasap da bunun gibi, yeni bir şey yapacakları zaman önce o şeyi yıkıp yakıp harap etmez mi? O helileyi, belileyi dövmek -de öyledir-, onları adeta telef etmek, bedenin yapılmasıdır. Buğdayı değirmende ezmeseydin ondan ekmek yapılabilir miydi? Bizim soframızı bezeyebilir miydi? 37. Mevlana Sözleri Hz. Mevlana'ya sormuşlar "aşk nedir?" diye. Ben ol ki bilesin! demiş... 38. Mevlana Sözleri "Üzülme der Mevlana ve devam eder; Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun..., Tek kanatla uçulmaz zaten. Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, Kilimin tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin? Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz....... Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır..!" 39. Mevlana Sözleri Ey kardeşim! Sen fikirden ve düşünceden ibaretsin. Senin varlığın bunlardandır. Geri kalan sinir ve kemiktir ki, onlar hayvanlarda da vardır. 40. Mevlana Sözleri Varlık, yoklukta görülebilir. Zenginler, yoksula cömertlik edebilir. 41. Mevlana Sözleri Dünya uykudaki kişinin gördüğü rüyadır. 42. Mevlana Sözleri Nice bilginler vardır ki gerçek bilgiden, hakiki irfandan nasipsizdirler. Bu ilim sahipleri, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil. 43. Mevlana Sözleri Gönlü ışık yakmayı, aydınlanmayı öğrenen kişiyi, güneş bile yakamaz. Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen benliğini yakıver. 44. Mevlana Sözleri Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyeceğim kimse olmadığından yalnızım ben. 45. Mevlana Sözleri Kötülerin kötülüklerine acıyın. Benliğin, kendini görüp beğenmenin etrafında dolaşmayın. 46. Mevlana Sözleri Akıl, canla idrak sahibi olmuş, canla aydınlanmıştır. Ruh, nasıl olur da aklın tasarrufuna girer. 46. Mevlana Sözleri Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç? 46. Mevlana Sözleri Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker. 46. Mevlana Sözleri Ne mutlu o kimseye ki kendi ayıbını görür. 46. Mevlana Sözleri Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var? 46. Mevlana Sözleri Bal yiyen, arısından gocunmaz. 47. Mevlana Sözleri Üzülme der Mevlana ..! İstediğin bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur. . . !

bir ben var benden içeri mevlana