🌚 Necip Fazıl Kısakürek Yılbaşı Sözleri
NecipFazıl Kısakürek sakarya türküsü şiiri sözleri ve videosu İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük, küçük,
Necip Fazıl Kısakürek' in en güzel sözlerini sizler için derledik. Büyük üstat Necip Fazıl Kısakürek' e ait en güzel sözler sizin için sayfamızda-Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı, Seni beklediğim kadar.-Sen çok sev de bırakıp giden yar utansın.-Ey gönül, gidenden ümidini kes
Etkileyici Necip Fazıl Kısakürek Sözleri. Ölüm güzel bir şey, budur perde arkasından haber, güzel olmasaydı ölür müydü peygamber! Gözüm aklım fikrim var deme, hepsini öldür. Sana göl gibi gelen o çöl diyorsa çöldür. Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden burkulur, Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur.
ÜrünAçıklaması. Kampanyalar 1. Değerlendirmeler (75) Soru & Cevap. Taksit Seçenekleri. Alışveriş Kredisi. İptal ve İade Koşulları. Tüm Satıcılar 51. Çile - Necip Fazıl Kısakürek.
Busayfamızda büyük şair Necip Fazıl Kısakürek’ten en güzel sözleri hazırladık. Bu harika şairin harika sözlerini sevdiklerinizle face ve twitterdan paylaşabilirsiniz. NECİP FAZIL’IN HARİKA SÖZLERİ. Benim istediğimi Allah istemiyorsa, konu kapanmıştır.
İlahi SözleriNasib Eyle Sözleri Yarab Bu haber 2372 defa okunmuştur. İslamda Yılbaşı. İslamda Yılbaşı
Ayrıca Necip Fazıl Kısakürek’e ait resimli sözler ve şiirlerine de sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Allahım, Bizi hem af, hem adam et. Allah dostu odur ki nefsine tek pay biçmez. Kırk yıl bir ekşi ayran özler de onu içmez. Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum.
Necip Fazıl Kısakürek şiirleri ve sözleri yoğun olarak araştırılıyor. Bugün 24 TV'de canlı olarak yayınlanacak program Star Gazetesi tarafından düzenleniyor. Geceni onur konuğu ise
Necip Fazıl Kısakürek Sözleri. Üç Günlük Dünya İçin Gayret Üstüne Gayret,Ebedi Bir Yaşam İçin Gayret Yok Hayret. Yanında Olduğum Zaman Değerimi Bilmezsen;Değerimi Bildiğin Gün Beni Yanında Bulamazsın. Bir Gemi Arıyorum Pusulası İmandan,Alıp Götürsün Beni Bu Hüzünlü Limandan.
Milletvekilleri birbirlerinin üzerlerine yürüdü ANKARA - Necip Fazıl Kısakürek'in sözleri TBMM Genel Kurulu'nda tansiyonu yükseltti. TBMM Genel Kurulu'nda 2018 Bütçe Görüşmeleri devam ediyor.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek Ayasofya sözleri.. Ayasofya açılmalıdır.. Ayasofya'nın kapıları sabır taşı gibi çatlar kendi kendisine açılır. Kendi öz evimizde ruh ve mukaddesat odamız Ayasofya budur! Üstün hükümdar Başbuğ ve aksiyon adamı Fatih İstanbul'u fethedip onun kalbi Ayasofya'da namazını eda ettiği zaman
Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Necip Fazıl Şiirleri, NFK Sözleri, Üstat Sözleri yer almaktadır. Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı, Seni beklediğim kadar. Ey gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale benziyor herkes, Sanki kulağıma gaipten bir ses, Buluşmalar kaldı mahşere diyor.
l7iC8q. Haberler Yaşam Necip Fazıl Kısakürek Sözleri - En Güzel, Etkileyici Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri Ve Sözleri Giriş Tarihi 1011 Güncelleme Tarihi 1032 Necip Fazıl Kısakürek sözleri ve şiirleri, edebiyata ilgi duyan herkesin aşina olduğu sözlerdir. İslam felsefesiyle yoğrulmuş mistik şiirin en büyük temsilcisi olan usta şair, dini şiirleri ve sözleri ile İslam üzerine yazdığı kıymetli eserlerle tanınır. Kaldırımlar, Çile, Bir Adam Yaratmak gibi kıymetli eserlerin üstadı Necip Fazıl Kısakürek sözleri ile çağları aşarak günümüze kadar ulaşmıştır. Necip Fazıl'ın en güzel şiirleri ve aşk sözleri hala okullarda ders olarak okutulmaktadır. İşte en etkileyici, anlamlı, uzun, kısa ve öz Necip Fazıl Kısakürek şiirleri ve sözleri… ABONE OL
Sayfa İçeriği En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Anlamlı, Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Tumblr, Necip Fazıl Kısakürek Sözleri KısaBu sayfada size Necip Fazıl Kısakürek sözleri hazırladık. Bu harika sitede bu ve buna benzer daha birçok güzel söz bulunmaktadır. Bu güzel ve anlamlı sözleri kısa mesajla gönder ya da sosyal medyada paylaş tercih senin ne yapmak istersen onu yap. NECİP FAZIL’IN HARİKA SÖZLERİ Camiye dikey olarak gel, yatay olarak zaten geleceksin! Cevabımın şiddetinden susuyorum! Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. Kavuşmak mı? Belki… Daha ölmedim!İnsan namaz kılarsa, namaz da insanı insan kılar. Ölüm zorların zoru, yaşamak ondan da zor! Benim istediğimi Allah istemiyorsa, konu kapanmıştır. İnsanı olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır… Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum. Geçti, istemem gelmeni yokluğunda buldum seni. Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur! Önüne gelenle değil, seninle ölüme gelenle beraber ol. Sabır, çekilen şeyi duymamak değil, ona dayanmayı “günahın” olsa da bana, bir “gün ah’ım” yok sana… Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. Camiye dikey olarak gel, yatay olarak zaten geleceksin! Zamanın çarkları sizi yürütüyor, zamanın çarkları beni öğütüyor… Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum. Eğer tadını bilirseniz ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir. Biz bize gerici diyenlere ancak deh demek için gerideyiz… İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork. Adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısını da uyutularak… Sokak lambası gibi olma ey yar. Kime yandığın belli olsun. Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür. Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şey bizim değil. Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, iyi insanlar iyi atlara binip gitti. Öyle insanlar vardır ki; lağıma düşseler, lağımı kirletirler. Evdeki hesabımız bile çarşıya uymuyorken, ahiret hesabımızın vay haline. İnsanlar ikiye ayrılır, vaktini beşe ayıranlar, vaktini boşa ayıranlar. Sizde olan tükenir onda olan sonsuz, feza sizin olsa ne yapacaksınız onsuz. Felsefe; çürük cevizlerle dolu bir denizde sağlam cevizi beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan çürür. Allah var fakat bizim ondan, yalnız sorulduğu zaman haberimiz var! Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana; yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana. Hayat dediğin Allah için değilse, ne çıkar hayat önünde eğilse. Bizler açlıktan karnına taş bağlayan peygamberin, doymak bilmeyen ümmetiyiz… Beni kimsecikler okşamaz madem, öp beni alnımdan; sen öp seccadem. Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. Çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını yorganını satardın. Yalnızım diye üzülmüyorum. Çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz… Yarın elbet bizim, elbet bizimdir gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret, ebedi bir yaşam için gayret yok hayret. Gökler ağlıyor, biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar, haberin yok mu? Her kahkahanda Allah’a teşekkür etmiyorsan, neden her ağladığında o’na kızıyorsun? İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kâfidir… Keşke ben Allah kelimesinden başka, ağzından tek söz bile çıkmayan bir dilsiz olsaydım! Ellerime uzanan dudakları tepeyim, Allah diyen gel seni ayağından öpeyim! Ölüm güzel bir şey, budur perde arkasından haber, güzel olmasaydı ölür müydü peygamber! Benim ayağımın altıda müsait başımın üstü de nerde olacağını sen belirle… Yum gözünü, kalbine her an yokluğu üfür! Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür… Her ağızda, her telde fanilik dırıltısı, sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı!Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın… Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür sana çöl gibi gelen, o göl diyorsa göldür… Ey bir aileye bile hükmedemeyen ilerici. Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici? Sanma oruç, bu akşam tıklım tıklım ye diye; bu akşam, yarın oruç tutabilmek için ye. Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten affet, senden habersiz aldığım her nefesten. Verirler ben acizim, kudret senin dedikçe. Verenin şanı büyük, sen iste istedikçe… Biz; ayakları şişene kadar namaz kılan peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz. Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu! Sonunda eyvah’ diyeceğin şeylere, başında eyvallah’ deme. Pişman ol fakat pişman ölme. Zonklayan başım benim, kan pıhtısı, cerahat; ona yastıkta değil, secde yerinde rahat…Dinde zorlama yoktur, insan özgürdür elbette! İsteyen bu dünyada pişer, isteyen ahirette! Sabırda pişer koruk, yerle bir olur doruk. Sabır, sabır ve sabır, işte Kur’an da buyruk. Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık… Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. Sevdalın şu dağı del dese, koşar, delersin! İş Allah’a geldi mi, gücün yok, sendelersin! Ya Allah’a baş eğer hiç kimseye eğmezsin, ya da herkese baş eğer hiçbir şeye değmezsin. Allah bir! Demektense ecel teri dökerken; ölüversem, beklenmez anda Allah bir erken… Biz şiiri iman için bilmişiz ve bu mihrak bilgiyi, her bilginin geçtiği bin bir yol ağzı biliyoruz. İki insan çeşidi vardır. Zaman geçtikte hatalarıyla yüzleşen! Zaman geçtikçe yüzsüzleşen. Ne başını kapat, altını göster; ne altını kapat, üstünü göster. Hepsini kapat, imanını göster. Ömrün ilk yarısı; ikinci yarısını beklemekle, ikinci yarısı da; ilk yarısının hasretiyle düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın! Ne gelirse başımıza Hak’tandır; fakat geliş sebebi, Hak’tan ayrılmaktandır. İçimizde bu kadar perişan hale getirilmeseydik; dışımızda bu kadar hürmetsizliğe uğramayacaktık. Gençlik… Gelip geçti… Bir günlük süstü; nefsim doymamaktan dünyaya küstü. Ölüm herkesin başına gelir, ama geç ama erken… Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken… Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere, ayağım takılıyor yerdeki gölgelere. Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var; oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var! Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz. Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır. An oluyor bir garip duyguya varıyorum; ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum? Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim kadar. Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; dünya beş para etmiyor… Dün geçti bugünü düşünüyorum, yarın var mı? Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı? Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, Züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar. Hep nefis çıkar karşıma, ölüp ölüp dirilsem; insandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem. Elindeyse zamana, dur, geçme diye dayat. Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat. Geçti, istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni; bırak vehmimde gölgeni, gelme, artık neye yarar? Af var diye işlenen suçtan vicdan burkulur; affı sigortalayan hayâsızdan korkulur… Kula kulluk etme! Unutma ki sen de kulsun. Ve gerektiğinden fazla önem verme! Yoksa unutulursun. Payımıza sükût düştüğünden beridir, kalbimizin sesini daha bir güzel duyar olduk. Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkûmsa gönülden düşen insan da unutulmaya mahkûmdur. Kadından kendisinde olmayanı isteriz; hasret yerinde kalır ve biz çekip gideriz. Bana çağdışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da içinde mi boğulayım. Kader, beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı; elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı! Helal ile beslersen çocuğunu hürmet ile öder borcunu, haram ile beslersen o’nu hakaret ile öder borcunu. Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla! Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla. Öyle ucuz değil gül koklamak. Gül tutan ele diken batmalı. Bir aşka gönül veren o aşkın kapısında yatmalı! Düşünmek şu, bu değil, öteleri düşünmek; sizinse düşünceniz yataklarda eşinmek. Necip Fazıl’a sormuşlar neden sigarayı bu kadar çok seviyorsunuz? Benim için yanan bir tek o var demiş… Anladım işi; san ’at Allah ı aramakmış, marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış… İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Ayağın taşa takıldığında Allah kahretsin bile dememelisin, dua etmelisin ki taşa takılan bir ayağın var… Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anla ki yok Allah’tan başkasıyla yakınlık. Ben geçmişimi dürdüm büktüm ve kaldırıp çöpe attım bu çöpleri ise ancak kediler ve köpekler karıştırır! Sırma renginde pislik, dünyanın süsü püsü, bende tek aziz eşya annemin başörtüsü… Kadın mezarlığa girerken başını kapıyor, dışarı çıkarken açıyor, ölüye karşı kapayıp, diriye karşı açmak akıl almaz. Diyorlar bana, kalsın şiirde sözde yerde, sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde. Soruldu mu ne bilirsin diye; haddimi bilirim soruldu mu ne istersin diye; haddimi bilir, hakkımı isterim demeli… Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda, söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda. Seni affetmek hayatımın en büyük hatasıydı. Nerden bilebilirdim ki. Katilini affedersen seni yine öldüreceğini… Veren de o alan da o, nedir senden gidecek? Telaşını gören de, can senin zannedecek. Fikrin olduğu her yerde şiddet, operatörün neşteri gibi bir nimet, olmadığı yerde de katilin bıçağı şeklinde bir afettir. Çocukken gün battı mı, bir köşede ağlardım; nihayet döne döne aynı noktaya vardım. Gençliğine doyamadan gitti, derler. Doymak mümkün mü ki, doyup da gitsin. Doymak burada değil. Burası acıkmanın yeri… Başım çığlıklı bir çocuk, onu nasıl avutsam? Ne yapsam da ölümü bir saatçik unutsam? Ey gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale benziyor herkes, sanki kulağıma gaipten bir ses buluşmalar kaldı mahşere diyor. Düşünüyorum O’ndan evvel zaman var mıydı? Hakikatler, boşluğa bakan aynalar mıydı? Çıkamam, aynalar, aynalar zindan. Bakamam, aynada, aynada vicdan; beni beklemeyin, o bir hevesti; gelemem, aynalar yolumu kesti. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Hayatın çilesine tahammül gerek, değil mi ki sefa ile cefa müşterek? Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar ama gülerek… Tam 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum. Allah’ın on pulunu bekleyedursun on kul bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa yaşasın kefenimin kefili karaborsa. Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! İkinizin de ne eş ne arkadaşınız var sükût gibi münzevi çığlık gibi hürsünüz. Dünyada taşınacak bir kuru başınız var onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz. Bana bir ben lazım, bir de beni anlayan. Beni bir ben anlarım, bir de beni yaradan… Bir idamlık Ali vardı asıldı kaydını düştüler mühür basıldı. Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı. Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; bahçeye diktiği üç beş karanfil… İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal, hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! lslak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. Bir namazım, bir duam, birde eski seccadem, hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermaye. Benimki benim seninki de senin! Bu şeriattır. Seninki senin benimki de senin! Bu tarikattır. Ne benimki benim ne de seninki senin her şey Allah’ın! Bu da hakikattir! Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anladım ki yok Allahtan başkasına yakınlık… Ölüm her aklına geldiğinde ah’ edip vah’ edip inleme; bu halinle rabbimi incitmiş olacaksın. Ecel kapıyı çaldığı zaman evi telaşa verme; o geldiği zaman, sen çoktan gitmiş olacaksın.
Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Türk Edebiyat tarihinin önemli isimlerinden Türk şair, romancı Necip Fazıl’ın en güzel şiirleri, sözleriBüyük usta Necip Fazıl Kısakürek’in Necip Fazıl’ın aşk, dostluk, aile ile ilgili güzel sözleri arasında en beğendiklerimizi bu içerikte bir araya getirdik. Güncellenmiş ve en yeni Necip Fazıl Kısakürek sözlerini ister hem sözlü hem de resimli olarak paylaşabilirsiniz. İşte Necip Fazıl Kısakürek’in aşk sözleri, özlü sözleri, manalı ve anlamlı sözleri ve en meşhur bilinen şiirleri…Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, ŞiirleriTürk şair, romancı, oyun yazarı ve İslamcı ideolog olan Necip Fazıl Kısakürek tarafından yazılan en güzel şiirler ve Necip Fazıl Kısakürek SözleriAn oluyor bir garip duyguya varıyorum;Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?…1976 / Necip FazılNecip Fazıldan en etkileyici 15 SözYa İslam’la yükselir ya inkarla çürürsün. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not! Dünya beş para çok sev de bırakıp giden yar güvenip vakit çok erken derken; Belki de elveda bile diyemezsin giderken!Yaprak ağaçtan sıkılmıştı, bahar istediğimi Allah istemiyorsa konu kahkaha da Allah’a şükretmiyorsan, neden her ağladığında ona olduğum zamanda değerimi bilmezsen, değerimi bildiğin gün yanında abdest olan bir kadının; hayatı da güzeldir aslında!Tereddüt edersen bacakların seni taşımaz… “Yürüyeceğim” de bas ve yürü…Bu gidişle, utanmaktan utanan bir nesil çağdışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da, içinde mi ayağımın altı da müsait başımın üstü de, nerde olacağını sen belirle..Ey bir aileye bile hükmedemeyen ilerici. Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici?Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan Fazıl Kısakürek en güzel ve bilinen şiirleriSakarya Türküsüİnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;Bir yanda akan benim, öbür yanda iner yokuşlardan, hep basamak basamak;Benimse alın yazım, yokuşlarda şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;Oluklar çift; birinden nur akar; birinden demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?İnsandır sanıyordum mukaddes yüke ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;Ve ayrılık, anneden, vatandan, dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?Bulur mu deli rüzgâr o sedayı Allah bir!Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;Sakarya, kandillere katran döktü azabına eş, kayna kayna Sakarya,Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..1949 Necip Fazıl KısakürekNecip Fazıl Kısakürek ŞiirleriBeklenen ŞiiriNe hasta bekler sabahı,Ne taze ölüyü de şeytan, bir günahı,Seni beklediğim istemem gelmeni,Yokluğunda buldum seni;Bırak vehmimde gölgeniGelme, artık neye yarar?KaldırımlarSokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;Yürüyorum, arkama bakmadan karanlığa saplanan noktasında,Sanki beni bekleyen bir hayal gökler kül rengi bulutlarla kapanık;Evlerin bacasını kolluyor cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;Biri benim, biri de serseri damla damla bir korku birikiyor;Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi çilekeş yalnızların annesi;Kaldırımlar, içimde yaşamış bir duyulur, ses kesilince sesi;Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;İki yanımdan aksın, bir sel gibi tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;Örtün, üstüme örtün, serin gövdem, taşlara boydan boya;Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…IIBaşını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,Erimiş ruhlarınız bir derdin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;Onun taşı erimiş, senin de ne eş, ne arkadaşınız var;Sükût gibi münzevî, çığlık gibi taşınacak bir kuru başınız var;Onu da, hangi diyar olsa atlı süvari, koştur, atını, koştur!Sonunda kabre çıkar bu yolun kaldırımlar kadar seni anlayan olur…Ne senin anladığın kadar, kaldırımları…IIIBir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,Vecd içinde başı dik, hayalini gözlerine, bir ân, gözüm değince,Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir bir kahkaha duysam yaralanırım;Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,Görsem pencerelerde soyunan bir bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;Bana rahat bir döşek serince yerin altı,Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan…Aç Kapıyı ŞiiriAç kapıyı haber var,Ötenin şarkılar,Kurtuluş geldik, bilen gönül devşirilsin,Sonsuzluk ŞiiriGâiblerden bir ses geldi Bu adam,Gezdirsin boşluğu ense kökünde!Ve uçtu tepemden birdenbire dam;Gök devrildi, künde üstüne künde…Pencereye koştum Kızıl kıyamet!Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,Ok çekti yukardan, üstüme zehrini tattım bu anda kül etti can burnum, değdi burnuna “yok”un,Kustum, öz ağzımdan bardak su gibi çalkandı dünya;Söndü istikamet, yıkıldı sana hakikat, al sana rüya!İşte akıllılık, işte sarhoşluk!Ensemin örsünde bir demir balyoz,Kapandım yatağa son çare kanlı şafakta, bana çil horoz,Yepyeni bir dünya etti nasıl bir dünya hikâyesi zor;Mekânı bir satıh, zamanı bir kâinat muşamba dekor,Bütün bir insanlık yalana sen, hakikat olsan da çekil!Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!Otursun yerine bende her şekil;Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,Benliğim bir kazan ve aklım köyünden bir menzil aşkın,Her fikir içimde bir çift küçülüyor eşya uzakta?Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?Sonum varmış, onu öğrensem asıl?Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,Bir fikir ki, beyin zarında selâm sana haşmetli azap;Yandıkça gelişen tılsımlı Gösterin bilmeceme yol!Ey yedinci kat gök, esrarını aç!Annemin duası, düş de perde ol!Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!Uyku, kaatillerin bile çeşmesi;Yorgan, Allahsıza kadar pınarı, sabır memesi;Size şerbet, bana kum dolu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,Sırrını ararken patlayan gülle?Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;Karınca sarayı, kupkuru kelle…Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş,Mevsimden mevsime girdim ki, ateşte, cımbızda yokmuş,Fikir çilesinden büyük her şey bende bir gizli düğüm;Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,Yetişir çektiğim mesafelerden!Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;Yollar bir yumaktır, uzun, gece rüyamı yazan sihirbaz,Tutuyor önümde bir mavi büyücü ne bana hıncın?Bu kükürtlü duman, nedir inimde?Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,Bir zehirli kıymık gibi, bir isim ver bana halimden;Herkesin bildiği dilden bir isim!Eski esvaplarım, tutun elimden;Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,Arzı boynuzunda taşıyan öküz?Belâ mimarının seçtiği arsa;Hayattan muhacir, eşyadan öksüz?Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,Bir zerreciğim ki, Arş’a gebeyim,Dev sancılarımın budur kaynağı!Ne yalanlarda var, ne hakikatta,Gözümü yumdukça gördüğüm gezmişim, yok tabiatta,İçimdeki kadar iniş ve bir hendeğe düşercesine,Birden kucağına düştüm erdim çetin bilmecesine,Hem geçmiş zamanın, hem susam açıl! Açıldı kapı;Atlas sedirinde mâverâ sırça saray, ilâhî yapı,Binbir âvizeyle uçsuz cümbüş, donanma, şenlik;Ve çevre çevre nur, çevre çevre mimarî, içiçe benlik;Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!Nizam köpürüyor, med vakti deniz;Nizam köpürüyor, ta çenemde bir gizli yol, pırıltılı iz;Suda ezel fikri, ebed beni âhenk, al beni birlik;Artık barınamam gölge cüceye, onun olsun şairlik,Şimdi gözüm, büyük öteler, gayemin malı;Mesafe ekinim, zaman saman yolu benim olmalı;Dipsizlik gölünde, inciler çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!Heybem hayat dolu, deste ve bütün dalların birleştiği kök;Biricik meselem, Sonsuza varmak…En Güzel Necip Fazıl Kısakürek SözleriÜstad Necip Fazıl’dan en güzel, unutulmayan sözler, anlamlı, nükteli vecizelerAllah’ım! Senden ne gelecekse gelsin. Sen ki Rahmetinle de kahrınla da güzelsin..Ağlayabilseydiniz; anlayabilirdiniz…Sadece Allah’a inanın. Gerisi inanılacak gibi çekmeyen insandan adam olmaz..Ölüm zorların zoru, yaşamak ondan da zor!Konuşsam dilim yanar, sussam isteme gelmeni, yokluğunda buldum tohumda; gövdesi, dalları, yaprakları ve meyvesiyle bütün bir ağaç ya merhamet ya da neferetin ışıldadığı bir ağızda her telde fanilik dırıltısı, sonunda tek bir şarkı, tabutun kapı bu yolun son kapısı ölümse, her kapıda ağlayıp o kapıda kimsecikler okşamaz madem, öp beni alnımdan, sen öp seccademNe gelirse Başımıza Hak’tandır; ama geliş sebebi Hak’tan ayrılmaktandır..Allahım, Bizi hem af, hem adam dostu odur ki nefsine tek pay yıl bir ekşi ayran özler de onu büyük nimet, zekâdan da ağır yük Izdırabını çektirmediği şeyin, nimetini deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur!Adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet işi; San’at ALLAH ı aramakmış, marifet bu, gerisi yalnız çelik de ve sus! Başka hiçbir şey söylemeye bal yapar, fakat balı izah için ille yılanlı kuyuya düşmek mi lazım?En Güzel ve Kısa Necip Fazıl SözleriAsıl Dünya’nın en korkunç bir yılanlı kuyu olduğunu anlamak yetmez mi?Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden ziyade, sevilenden kimsecikler okşamaz beni alnımdan, sen öp namazım, bir duam, bir de eski hepsi bu kadar, işte benim gidişle utanmaktan utanan bir nesil hadiseyi düşünebilmek için filozof olmaktan başka çare görmemek, düşünme hakkından vazgeçmek değil midir?Ben, haritada deniz görmüş boğulmuş. Dokuz köyün sahibi dokuz köyden hoşçakala sığdırdı beni, yere göğe hayatı fazla ciddiye almayın, nasıl olsa içinden sağ geçmişimi dürdüm, büktüm ve kaldırıp çöpe attım, bu çöpleri ise ancak; kediler ve köpekler Ayakları şişene kadar namaz kılan Peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz..Benim geçmişim bir çöplüktür, çöplüğü ancak kediler ve köpekler tohumda; gövdesi, dalları, yaprakları ve meyvesiyle bütün bir ağaç Türkiye’yi yerin üstündeki 35 milyon ölünün değil, yerin altındaki 35 milyon dirinin koruduğuna hohlaya hohlaya buz dağlarını erittik; şimdi ortalık çamurdan Fazıl’dan Kısa SözlerDağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu? Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu?Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak hiçbir zaman satmadım, çünkü hepsi beş para etmez güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu? Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu?Dipsiz hasrete tuzak, en yakınken en uzak, tadı zehrinde erzak;KADIN! Dünya öküzün üstünde derler ama; Dünya’nın üstünde nice öküzler de başıma, dünyada kaç baş varsa. Başım, onların hepsi için secdeye düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen yok, mantarlaşmış bir kayadan, derimin; Yüzümde çizgi çizgi, imzası besler, siyaset öldürür. Siyaset, fikrin kendisi değil; yapılmış bir uzun kutu, baş tarafı geniş, ayak ucu dar, çakanlar bilir ki bu boş tabutu, bir gün kendileri 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma kim var ki dost tomarından, O’ var sana daha yakın şah Hristiyanlıkta yol kesici bir engel, islamda ise yol açıcı bir geçmek iman, kendinde olmak beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan mezarlığa girerken başını kapıyor, dışarı çıkarken karşı kapayıp, diriye karşı açmak akıl almaz. Kalbimi ve aklımı hep sağ elime olmasaydı, sol elimi keserdim. İmanın ticaretini yapanda, iman arama!İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan avrupadan gelse müslüman olacaksınız. İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar o an yaşar, yokluğunu ömür boyu. İttihat ve Terakki bir baştan öbür başa sahte kahramanlar kahramanlık özentisi ve sahtesi, içiçe..En Güzel ve Kısa Necip Fazıl Kısakürek SözleriOndan sonraki devir malum. Maddede kurtarılan milletin ruhta batırılışı…Gençliğine doyamadan gitti, derler. Doymak mümkün mü ki, doyup da burada değil. Burası acıkmanın olduğum Allah’a bile günde beş vakit ulaşılabiliyorken, kendini ulaşılmaz sananlara selam ya merhamet ya da neferetin ışıldadığı bir şeyi nasıl görebildiğini izahtan âcizken gözüyle görmediği içinAllahı inkar eden maddeciden iğreniyorum! Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür. Sana çöl gibi gelen, o göl diyorsa gel, biterim; öyle ki, hiçbir desteğin olmasa da güvenindeki heybet bana yeter?Böyle gelebiliyor musun? Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten; Affet, senden habersiz kaldığım her nefesten..Olunmayacak herşeyle olabilecek herşeyin kefalet ve keyfiyeti islamda, herşey islamda!Ölüden haber gelmiş, diri okur anlamaz.. Sorsan herkes müslüman, ne şükür var ne namaz..Ömrün ilk yarısı; ikinci yarısını beklemekle, ikinci yarısı da; İlk yarısının hasretiyle geçer. Öyle insanlar vardır ki lağıma düşseler lağımı güzel şey, budur perde ardından haber. Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?Öyle bir devim ki, hakikatte pireyim. Bir delik gösterin de utancımdan olan pazardan, İmanı olan mezardan korkmaz..Posayı cevher sanan kabuk milliyetçisinden, çile çekmeden olmaya bakan ezberci medeniyetçiden, hayat ağacını devirmeyi ve nurlu meyveleriyle ateşe atmayı inkilâp sayan devrimbazdan ve bunlara inananlardan, kapılanlardan iğreniyorum!Ruhumu eritip de kalıpta İstanbul’ diye toprağa dal budak salmış bir ağaç gibi göz önünde bulunan hakikatlerde değil, en derin ve en gizli yerdedirRuh, insanın yokluk olsa, bu varlık niye?Seni aramam için beni uzağa attın! Alemi benim, beni kendin için yarattın!Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam. Alıp beni götürsün, tam 4 inanmış çekilen şeyi duymamak değil, ona dayanmayı bilmektir. Sen ki, beş vakit namaz kibriyle ferahtasın,Günahın yok sanırken en büyük günahtasın! Sonunda “eyvah” diyeceğin şeylere, başında “eyvallah” İncecik Sırat; Murat İçinde Murat..Sabır HAKK’ a Tevekkül; Sabır HAKK’ a İtimat..Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam; Alıp beni götürsün, tam dört inanmış Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama Necip Fazıl SözleriKader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı. Elindeyse beyazdan, gel de sıyır Müslümanlığı bizim bu hâlimiz sanıyor, fakat biz Müslümanlığı kendi hâlimiz sanırsak Allah’a ve Resulu’ne iftira etmiş oluruz!Konuşsam dilim yanar.. Sussam kalbim… Mecnun olup Leyla için çöller aşmıssın ne fayda..Mûmîn olup Mevla için secdeye varmadıktan sonra.. Memleketler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çökerler. Marifetli hokkabaz başını kaldır da bak. Gökte bir oynayan var yıldızlarla yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık; Anla ki, yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık. Ne gelirse başımıza Hak’tandır; fakat geliş sebebi, Hak’tan küçülüyor eşya uzakta? Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl? Ne başını kapat, altını göster; ne altını kapat, üstünü göster. Hepsini kapat, İMANINI hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan bir günahı, seni beklediğim eş; Allah’ın kuluna özel bir ikramıdır. Hayırsız eş ise Dünya’nın en ağır kahkahanda rabbine şükretmiyorsan neden her ağlamanda ona şey namazla bitmez her şey namazla ile beslersen çocuğunu Hürmet ile öder borcunu, Haram ile beslersen o’nu Hakaret ile öder olmadan hiç olmaz, hiçin ötesinde hep;Bu mu dersin, taşlarda donmuş sükûta sebep? Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret; Ebedi bir yaşam için gayret yok hayret!Veren de “O” Alan da ”O”, Nedir senden gidecek? Telaşını gören de, “CAN” Senin zannedecek. Yalan söylemek beceri de becerikli insanlara aşık oluruz. Yarın elbet bizim, elbet bizimdir; Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, sıkılmıştı ağaçtan, bahane idi sonbahar. Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen;Değerimi bildiğin gün beni yanında annem gibi, o ılık sesle, içimde dövünüp ağlama gurbet! Zaman insanları değil armutları Fazıl Kısakürek Kimdir? Kısaca HayatıDün geçti bugünü düşünüyorum.. Necip Fazıl KısakürekNecip Fazıl Kısakürek Utansın Şiiri
Ünlü sözler sayfamızda şimdi de çok büyük bir şairin sözlerine yer veriyoruz. Bu sayfamızda en güzel Necip Fazıl Kısakürek sözlerini sizler için hazırlamaya çalıştık. Mutlaka baştan sona okumanız gereken bu müthiş sözler sizleri de bizim gibi etkileyecektir. Sayfamıza siz de sevdiğiniz, beğendiğiniz güzel sözler yollayabilirsiniz. Sayfalarımız ve sitemiz hakkında eleştiri yapabilirsiniz. Bu anlamlı Necip Fazıl Kısakürek sözlerini facebook, twitter, gmail ya da instagramda da paylaşabilirsiniz. Sitemiz ve sayfamız hakkında eleştiride bulunmak ya da sitemize güzel sözler eklemek isterseniz bize yorum bölümümüzden ulaşabilirsiniz. Ölüm güzel şey budur perde ardından haber Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber? Ölüm zorların zoru, yaşamak ondan da zor! Çile çekmeyen insandan adam olmaz.. Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim. Ağlayabilseydiniz; anlayabilirdiniz… Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı, Seni beklediğim kadar. Allah’ım! Senden ne gelecekse gelsin. Sen ki Rahmetinle de kahrınla da güzelsin.. Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes. Ey k*hpe rüzgar artık ne yandan esersen es.. Tutuşturanlar lügat kitabını elime, Bilsinler Allahtan başka bilmiyorum kelime. Fezada “Allah diye bir şey yok” iddiası, Gel gör kaç füzeye denk, bir müminin duası. Bu kasvet dünyasında kalmadı özlediğim, Namaz vaktinden başka anını gözlediğim… Neye yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık; Anla ki, yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık … Her fikir, her inanış, tek mevsimlik vesselam; Zaman ve mekan üstü biricik rejim, İSLAM. Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı, Elindeyse, beyazdan gel de sıyır beyazı… Tek neşe bu dünyada, var olmanın sevinci; Ve tek ilim, varlığın bilinmeden bilinci… Neye baksam aynı şey, neyi görsem aynı şey… Olan sensin, hey gidi hakikat sultanı hey! İman, ihlas, vecd ve aşk, bunlar birer kelime… Kelimeyi boğardım verselerdi elime… Bu yük senden Allahım, çekeceğim, naçarım! Senden sana sığınırım, senden sana kaçarım… Bir bölünmez ki, insan, onu zaman bölüyor; İnsan her an dirilip, her saniye ölüyor… Hasret bir rüzgâr, kapı kapı aralar geçer; Gördüğüm her güzel şey, beni yaralar geçer… Mutlu adam, dünyayı bir acı gurbet bilen; Öz vatan pınardan, ölümü şerbet bilen… Uyumak istiyorum başım bir cenk meydanı, Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı!.. Nefes alırken bile inkisar ve pişmanlık; Kimse edemez bana, benim kadar düşmanlık. İnsan, yaklaştığınca yaklaştığından ayrı; Belli ki; yakınımız yoktur Allah’tan gayrı.. Sizin oynadığınız uzun eşek birdirbir Ya bizim ki o tek yol bir tanedir birdir bir..! Ne ağır imtihandır başındaki Sakarya Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? Rahminde cemiyetin, ben doğum sancısıyım! Mukaddes emanetin dönmez dâvacısıyım. Gözüm aklım fikrim var deme, hepsini öldür. Sana göl gibi gelen o çöl diyorsa çöldür. Diyorlar bana Kalsın şiir de söz de yerde! Sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde? Hangi dağa tırmansam muradım ötesinde Murad bugün değil her günün ertesinde. Halim açık denizde düdük çalan bir gemi, Kim duyar ötelerden haber veren bestemi. Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu, Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu.. Yarın elbet bizim, elbet bizimdir; Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.’ Kadın; Hristiyanlıkta yol kesici bir engel, İslamda ise yol açıcı bir kanattır. Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın, Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın. Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya, Alsa buz gibi taşlar, alnımdan bu ateşi, Dalıp; sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi! Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar, Onu İstanbul’ diye toprağa kondurmuşlar. Beni kimsecikler okşamaz madem, Öp beni alnımdan, sen öp seccadem. İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa, İmha için de o kadar cehalet kafidir. Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu? Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu? Geçti, isteme gelmeni, Yokluğunda buldum seni. Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden burkulur, Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur. Uğruna ölmekse seni yaşatmak, Bin kere ölürümde adına leke sürdürmem, Gururdur, namustur, Bayrak ve Sancak, Aksada kanım zalimi güldürmem! Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse, Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse. Anladım işi; San’at ALLAH’ı aramakmış, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış. Annesi gül koklasa ağzı gül kokan çocuk Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk Çocukta uçurtmayla göğe çıkmaya gayret Karıncaya göz atsa niçin? Nasıl? ne hayret. Sual = Ey veli, insan nasıl olmalı, söyle! Cevap = Son anda nasıl olacaksa hep öyle! Bir anlık emanete ne türlü övünelim, Gel, rahmet kapısında ağlaşıp dövünelim. Ellerime uzanan dudakları tepeyim, Allah diyen, gel, seni ayağından öpeyim. Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde Allah’tan nasıl korkmaz, insan onu sevse de. ” Nefis için yazdığı Şiir’i” Güneşle bir tutsam girmez hizaya Dar bulur sığmam der, dipsiz fezaya Kuyruk salar, sonra hırlar ezaya Benim nefsim, benim nefsim..ne köpek Her ağızda her telde fanilik dırıltısı, Sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı. Ey gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale benziyor herkes, Sanki kulağıma gaipten bir ses, Buluşmalar kaldı mahşere diyor. Öyle bir devim ki, hakikatte pireyim, Bir delik gösterin de utancımdan gireyim. Gözler, ya merhamet ya da neferetin ışıldadığı bir kandildir. Bir tohumda; gövdesi, dalları, yaprakları ve meyvesiyle bütün bir ağaç gizlidir.
Giriş Tarihi 1427 Son Güncelleme 1550 ABONE OL Şiirde gaye, kökte Allah ve mutlak hakikat olarak, dalda sırrılık ve remziliktir. Sırma renginde pislik, dünyanın süsü pusu, bende tek aziz eşya annemin başörtüsü. Şu geçeni durdursam, çekip de eteğinden; soruversem haberin var mı öleceğinden? Şu iner yokuşlardan, hep basamak basamak; benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar. Bu dünyada renk,nakış,lezzet ne varsa küsüm; gözümde son marifet,azraile tebessüm. Çocukken gün battı mı, bir köşede ağlardım; nihayet döne döne aynı noktaya vardım. Eklense de başıma, dünyada kaç baş varsa. Başım, onların hepsi için secdeye varsa. Her kahkahanda Allah'a teşekkür etmiyorsan, Neden her ağladığında O'na kızıyorsun? Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; Dünya beş para etmiyor.. Müjdecim, kurtarıcım, efendim, peygamberim sana uymayan ölçü; hayat olsa teperim! Sustum ! Birikti yanaklarıma alfabe. Ya ilahi ya rab sükutumu en güzel duam eyle!. Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret; Ebedi bir yaşam için gayret yok hayret! Af var diye işlenen suçtan vicdan burkulur; affı sigortalayan hayâsızdan korkulur.. Sabrın sonu selamet, Sabır hayra alamet… Bela sana kahretsin, sen belaya selam et… Yalnızım diye üzülmüyorum. Çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz .! Yol onun varlık onun,gerisi hep angarya. Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk sakarya. Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Dinin olmadığı yerde hiçbir şey yoktur; yokluk bile yok.. Şiir ve san'atsa hiç yok.. Farkı yok, mantarlaşmış bir kayadan, derimin; Yüzümde çizgi çizgi, imzası kaderimin. İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal, hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal. Marifetli hokkabaz başını kaldır da bak. Gökte bir oynayan var yıldızlarla kaydırak. Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var; oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var! Bana bir ben lazım, bir de beni anlayan. Beni bir ben anlarım, bir de beni yaradan . Başım çığlıklı bir çocuk, onu nasıl avutsam? Ne yapsam da ölümü bir saatcik unutsam ? Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri! Sadece, beyni zonk zonk sızlayanlardan biri! Bir namazim, bir duam, birde eski seccadem, hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermaye. Her ağızda, her telde fanilik diriltisi , sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı ! Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam. Alıp beni götürsün, tam 4 inanmış adam. Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın. Hep olmadan hiç olmaz, hiçin ötesinde hep; Bu mu dersin, taşlarda donmuş sükûta sebep? Olunmayacak herşeyle olabilecek herşeyin kefalet ve keyfiyeti islamda, herşey islamda! Sen ki, beş vakit namaz kibriyle ferahtasın, Günahın yok sanırken en büyük günahtasın! Ya Allah'a baş eğer hiç kimseye eğmezsin,ya da herkese baş eğer hiçbir şeye değmezsin. Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen ; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu! Zonklayan basım benim, kan pıhtısı, cerahat; ona yastıkta değil, secde yerinde rahat. Tutuşturanlar lügat kitabını elime, Bilsinler Allahtan başka bilmiyorum kelime. Fezada "Allah diye bir şey yok" iddiası, Gel gör kaç füzeye denk, bir müminin duası. Bu kasvet dünyasında kalmadı özlediğim, Namaz vaktinden başka anını gözlediğim… Her fikir, her inanış, tek mevsimlik vesselam; Zaman ve mekan üstü biricik rejim, İSLAM. Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı, Elindeyse, beyazdan gel de sıyır beyazı… Tek neşe bu dünyada, var olmanın sevinci; Ve tek ilim, varlığın bilinmeden bilinci… Neye baksam aynı şey, neyi görsem aynı şey… Olan sensin, hey gidi hakikat sultanı hey! İman, ihlas, vecd ve aşk, bunlar birer kelime… Kelimeyi boğardım verselerdi elime… Bu yük senden Allahım, çekeceğim, naçarım! Senden sana sığınırım, senden sana kaçarım… Bir bölünmez ki, insan, onu zaman bölüyor; İnsan her an dirilip, her saniye ölüyor… Hasret bir rüzgâr, kapı kapı aralar geçer; Gördüğüm her güzel şey, beni yaralar geçer… Mutlu adam, dünyayı bir acı gurbet bilen; Öz vatan pınardan, ölümü şerbet bilen… Uyumak istiyorum başım bir cenk meydanı, Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı!.. Nefes alırken bile inkisar ve pişmanlık; Kimse edemez bana, benim kadar düşmanlık. İnsan, yaklaştığınca yaklaştığından ayrı; Belli ki; yakınımız yoktur Allah'tan gayrı.. Sizin oynadığınız uzun eşek birdirbir Ya bizim ki o tek yol bir tanedir birdir bir..! Gözüm aklım fikrim var deme, hepsini öldür. Sana göl gibi gelen o çöl diyorsa çöldür. Diyorlar bana Kalsın şiir de söz de yerde! Sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde? Hangi dağa tırmansam muradım ötesinde Murad bugün değil her günün ertesinde. Halim açık denizde düdük çalan bir gemi, Kim duyar ötelerden haber veren bestemi. Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu, Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu.. Yarın elbet bizim, elbet bizimdir; Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! 'Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.' Kadın; Hristiyanlıkta yol kesici bir engel, İslamda ise yol açıcı bir kanattır. Beni kimsecikler okşamaz madem, Öp beni alnımdan, sen öp seccadem. Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu? Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu? Anladım işi; San'at ALLAH'ı aramakmış, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış. Bir anlık emanete ne türlü övünelim, gel, rahmet kapısında ağlaşıp dövünelim. ARKADAŞINA GÖNDER En güzel Necip Fazıl Kısakürek sözleri!
necip fazıl kısakürek yılbaşı sözleri