🎁 Turgut Uyar Büyük Saat Sözleri
Fllz. ŞİİRİN "BÜYÜK SAAT"İ TURGUT UYAR[*] TEMEL DEMİRER "Mutsuzluktan söz etmek istiyorum Dikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun sevgim acıyor." size="2">[1] Hatırladığım kadarıyla Cemal Süreya, Onun için, "Zaten şair doğmuştur. Şairlik aslında bir yazgı... Bir adamın şair olması, bir yazgıyı, bir cehennemi kabullenmesi meselesidir. Turgut'un bütün hayatı, bu cehennemin içinde geçmiştir," demişti… Kimileri için bir hayli "mistik"/ "sürrealist" olarak yorumlanması mümkün olan bu niteleme, kanım odur ki, Turgut Uyar'ın anlatılıp/ anlaşılmasında kilit önemdedir… Sabit Kemal Bayıldıran'ın belirttiği gibi, "Turgut Uyar sosyalist değil, ama insan olarak, şiir olarak yapılan haksızlıklara, işkencelere, idamlara karşı acısını haykıramamanın acısını dillendiriyor, hem de imgelerle…" Evet O, tamı tamına, hatta ne bir eksik ne de bir fazla, George Tabori'nin, "Bir yazar, her yerde yabancı olmalıdır"; ya da Barthes'in, "Yazar yalnızdır, ayrılmıştır," sözleriyle betimlenen bir yazardı/ şairdi… Hani Hegel'in, "İnsanlık tarihi aynı zamanda bir yabancılaşma tarihidir," dediği tabloya Karl Marx'ın, "Özel mülkiyet bizi öylesine aptala çevirmiş, tek yanlı hâle getirmiştir ki, biz bir nesnenin, ancak ona malik olduğumuz zaman bizim olduğunu sanırız… Bu yüzden, bütün fiziksel, akılsal duyuların yerini, bütün bu duyuların tam bir yabancılaşması olan malik olma duygusu almıştır," notunu düştüğü "koşullara" başkaldıran yazardı/ şairdi… Hani eşi, sevdası Tomris Uyar'ın, "Şairane şiir yazmaya karşı olup başka bir şairanelik, başka bir şiirsellik keşfetmişti..." tarifindeki üzere… * * * * * Turgut Uyar 1927'de Ankara'da doğdu. Bursa Askeri Lisesi'ni bitirdikten sonra, yüksek öğrenimini Askeri Memurlar Okulu'nda tamamladı. Anadolu'nun çeşitli yörelerinde subay olarak çalıştı. Ordudan ayrıldı, sivil görevler aldı. Emekliye ayrılınca İstanbul'a yerleşti. Şiirin "Büyük Saati" Turgut Uyar'ı 22 Ağustos 1985 tarihinde kaybettik. "Acıyor" şiirinde söylediği gibi ömrü boyunca yakasını bırakmayan "dikey ve yatay mutsuzluğundan" sıcak bir yaz gününde kurtulabildi. Turgut Uyar, "Asker okullarında hiç mutlu olmadım. Zaten mutlu olan çocuk da yoktur" der askeri okulda okuduğu yıllar için. Okul bitikten sonra kura usulü tayinle Posof'ta personel subayıdır. Kendi deyimiyle "silahsız bir asker"... Bu dönemde yazdığı bir şiirinin adı "Yokuş Yolda"dır. Bu yolda durmadan kanar; "Güllerin bedeninden dikenleri teker teker kopartırsan Dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar. Dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filan sanırsan Kürdistan'da Muş-Tatvan yolunda bir yer kanar Eşkıyalar kanar, kötü donanımlı askerler kanar. El ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen Benim içimde beklemiş çok eski bir yer kanar." Bir süre sonra askerlikten ayrılır, sırmaların ve apoletlerin yükünden kurtulmuştur. Bazı şiirlerde yanıtlarını buluruz izinden gittiğimiz sorunların, içimizdeki sislerin dağıldığını hissederiz. Bazı şiirlerde ise yanıtı zor sorularla karşılaşırız. Turgut Uyar bir şiirinde "Şimdi tarihte saat kaç?" diye sorar; tarih ve zamana, insanın zaman ve tarihle olan ilişkisine ve geçmişine ilişkin temel bir sorudur bu. Çünkü vakit dardır ve "Bizim tasalarımızın eskidir tarihçesi..." Soru önemlidir ve süreklidir. Bu yüzden sık sık yinelenir şiirlerde ve yaşamda. Çünkü şair zamanın o dar vadisinde "kuru güller gibi sessiz ve ince" hâlini dile getirirken soru aklımızı kurcalamaya devam edecek "Saat kaç hâlâ bilmem, ben güneş saati kullanıyorum." Şairanelik yüz bulmaz Turgut Uyar'dan. Şiirsellik önemlidir onun için yaşamın her karesinde şiirsellik arar. Tarihte saat kaç olursa olsun hüzne her zaman yer vardır onun sofrasında. Yaşamla iç içedir şiiri... Trajedi, yaşam hengâmesi içinde savrulan bireyin trajedisidir. Yol çıkmazda biter çoğunlukla, çıkış zordur. Ama çıkmazın bilincindedir. "... Ey soyumdan ve aşkımdan yana olan kalbim Her şeyden umut kesilir, her şey kırık sen ufalınca Oysa son provasını yapıyoruz bir büyük destanın Sonsuz bir biçim alacak herkes katılınca." Turgut Uyar şiirinin hammaddesi imgedir. Onun için "günü dolduğunda ölmeyen şiir çağında da pek yaşamamıştır." Önemli olan insandaki değişmez olanı yakalayabilmektir. Ustalıktan korkar. Ona göre sanatçıyı bitiren ustalıktır. O acemilikten yanadır; "Efendimiz acemilik. Bir başka taş, bir başka daha, sonunda bir sürü yarım biçimler bırakacaksınız. Belki, başkaları sever ve tamamlar. Ama her taşa sarılırken gücümüz, aşkımız yenidir, tazedir. Her seferinde şevkle çalışacaksınız." Şiirin en yalın en mutsuz duyarlığıdır Turgut Uyar. En kalabalık, en derinlikli şiirin de adresidir o. Slogan atan bir sanat beklentisi olanlara verecek çok şeyi yoktur. Ancak apolitik bir şiir değil, toplumcu damarı olan bir şiirdir onunki. Cemal Süreya bu şiiri büyük bir gövdeye benzetir "Büyük bir gövdedir onun şiiri. Kımıldadıkça kendine benzer, gövdeler hazırlar.. Onu şiirimizin ön sırasında getiren bir başka özellik de görüntü kavramına kattığı yeni olanaklardır. Çok boyutlu ve gerçeğin asalağı olmayan görüntülerle çalışır." "Bir elinde kadeh Öbürünü yarasına bastırır." Kendisine ait bir arşivi bile olmayan şair. Hiçbir şeyi biriktirmemiş. Şiirinin el yazmalarını saklamamış, rızası olmadan hiç bir şeyin yayımlanmasını istememiş. Kırk yıl boyunca şiir yazmış, şiir düşünmüş biri olarak, bunun bir kişilik olduğuna inanan Turgut Uyar, kişiliğinin yazılanla örtüşmesi noktasında iyi bir örnektir, Enis Batur'a göre; Uyar diğer şairlerden olduğu kadar içinde bulunduğu "İkinci Yeni" akımında da hemen fark edilir. Yeri müstesnadır. Gerek söz, gerekse biçim bakımından sürekli değişen şiirinden divan şiirine uzanan geniş bir kültür birikimini değerlendirirden aynı zamanda kendisi olabilen bir şiir geliştirdi.[2] * * * * * Eşi, sevdası Tomris Uyar, Onu anlatırken, "Ben onun dünyaya açılan penceresi olmaktan da öte bir şeydim, bir parçası gibiydim," deyip eklerdi "Turgut Uyar bana hep zor bir şair gibi gelmiştir. Yani ilk bakışta sevilmeyen, ancak üstüne çok düşünüldükten sonra anlaşılıp yerli yerine oturtulabilecek biri gibi gelmiştir.... Çünkü aynen sizin gibi ben de onu insan olarak tanımanın gerekli olduğunu düşündüren bir şiir yazdığını düşünüyordum. Sanki bunun birtakım karşılıkları kendi özel hayatında varmış gibi geliyordu, yani birtakım imajlarının hesabı mutlaka bir yerde gizli gibi geliyordu; 'gizli' derken çok saklı değil ama her zaman örtülü olarak -ortada değil de- belki derinlerde bir yerlerde duruyor diye düşünmüştüm." size="2">[3] cellspacing="0">ŞİİR KİTAPLARI Arz-ı Hâl 1949, Türkiyem 1952, Dünyanın En Güzel Arabistanı 1959, Tütünler Islak 1962, Her Pazartesi 1968, Divan 1970, Toplandılar 1974, Kayayı Delen Zincir 1981, Büyük Saat Bütün Şiirleri, 1984. Gerçekten de A. Hicri İzgören'in belirttiği üzere, "Turgut Uyar ömrü boyunca bir azınlık gibi yaşadı…" Malum "Kahramanlık her zaman savaş alanlarında ya da insanlık için can vererek olmuyor. İnsanlığın acısını duymak, onu yaşamak ve başkalarına yansıtmak da insana özgü bir kahramanlık… Turgut Uyar şiirlerinde bu acıyı benzersiz biçimlerde ortaya koydu. Bu acıya dayanmak ve ona karşı direnmek kadar dayanamamak da çağdaş bir kahramanlıktır. Mayakovski'den Yesenin'e, acıyla baş edemeyen çok sayıda şair sayılabilir." size="2">[4] * * * * * Ve nihayet "İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım" diye haykıran O; şiirin "Büyük Saati"iydi… "Bir sevgiliyle doymayacak kalbim, anladım/ Alıp başımı gideceğim. ... Toprak ve insan kokularıyla,/ Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için/ Başımı alıp gideceğim. ... Oturup sevişmeliyiz güzelliklerle/ Yüzyıllarca ötede, çırılçıplak/ Bir ilkokul şarkısıyla beraber," der ve eklerdi "Öyle bir tad var ki fakirliğimizde/ Başka hiçbir şeyde bulamam..." "Acının Tarihi"nde "bir susam gibi boyuna sulamak umutsuzluğu/ ve direnmek/ hep direnmek devam etmek adına/ diyorum ki acılığı eksilmesin ağzımızdan/ boyuna tükürmek için/ boyuna" diyen Turgut Uyar'ın "Biliyor musun?" dizelerinde nakşettiği yaşam serüveniydi sanki "biliyor musun/ aşk şiiri yazmaktan bıktım/ bir gün şöyle bir baktım/ yazdığım bütün şiirler öyle/ bir sarsılma, nedir bu/ bir otuz aşk şiiri daha/ kendimi hiç suçlamadım/ peki o zaman ben neden/ dereceler sokayım koltuğumun altına/ ateşim varsa zaten/ ey gözleri maden/ çünkü aşk bir suçlamadır/ sonuna kadar yaşanmamışsa/ bir bardak birada yeni bir deniz/ ve yağmur/ eski bir denizde yeni bir ada/ yaşanmamışsa/ sözgelimi Galata'dan Afrika'ya gidiyordum/ korsanları kralları ve bazı ülkeleri/ ve bütün madenleri/ ve kendi sonumu/ iyi görmüyordum sonunda/ her türlü madeni/ elimde bir sürü kağıtla/ hazırladım kendimi…" 28 Şubat 2010 121952, Ankara N O T L A R [*] Kaldıraç, No108, Mart 2010… [1] size="2">Turgut Uyar. [2] A. Hicri İzgören, "Kalabalık ve Yalnız", Ülkede Özgür Gündem, 22 Ağustos 2004, [3] size="2">Erhan Altan, Ben Koşarım Aşağlara, Koşarım, Dünya Kitapları, 2005. [4] size="2">Turgay Fişekçi, "Turgut Uyar'ın Kırıkları", Cumhuriyet, 4 Ocak 2006,
İkinci Yeni Akımı temsilcilerinden Turgut Uyar'ın en güzel şiirlerini sizler için derledik. Usta şair Turgut Uyar'ın en güzel, en etkileyici şiirleri ve sözleri burada! İşte şair Turgut Uyar'a ait Twitter'da, Facebook'ta paylaşabileceğiniz en güzel sözler ve şiirler...TURGUT UYAR KİMDİR?Turgut Uyar d. 4 Ağustos 1927, Ankara - ö. 22 Ağustos 1985, İstanbul, Türk Uyar, Fatma Hanım ile Hayri Bey'in altı çocuğundan beşincisi olarak 4 Ağustos 1927'de Ankara'da dünyaya geldi. Babası orduda harita binbaşısı olarak görev yapmıştır ve Ankara'nın ilk Latin alfabesiyle yazılan sokak levhalarını geceler boyu çalışarak yazmış bir hattattır. Annesi ise ev hanımıydı. Babasının görevinden ötürü ilköğrenimi farklı şehirlerde okurken ortaöğrenimine maddi nedenlerden dolayı yatılı askerî okulda devam etmek zorunda kalmıştır. Bursa Askerî Işıklar Lisesi'nden 1946 mezun olan Uyar, bu okulda mutsuz olduğunu şu sözlerle dile getirmiştir "Asker okullarında hiç mutlu olmadım. Genellikle yatılı okullarda mutlu olan çocuk yoktur sanıyorum. Başkalarının, hatta somut başkalarının değil de, hiç kavrayamadığım bir otoritenin belirlediği ve çoğu zaman saçma bulduğumuz bir şeyler yaşamak..."Yükseköğrenimini Askerî Memurlar Okulu'nda okurken annesinin isteği üzerine 1947'de Yezdan Şener ile evlenmiştir ve bu evlilikten Semiramis, Tunga ve Şeyda adlarında toplam üç çocuğu olmuştur. Bu okuldan mezun olduktan sonra "kura" ile memur olarak Posof'a atanmıştır. Ayrıca Terme ve Ankara'da da personel subayı olarak görev yapmıştır. 1958'de bu görevden ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kâğıt Sanayi'nin Ankara'daki şubesinde çalışmaya başlamış ve 1967'de buradan emekli olarak İstanbul'a yerleşmiştir. 1960'ların başında eşinden boşanmıştır. İstanbul'a yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlamıştır. Bu mektuplaşmalar 1969'da evlilikle sonuçlanmıştır. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları Hayri Turgut Uyar oldu. 22 Ağustos 1985'te vefat GÜZEL TURGUT UYAR ŞİİRLERİGÖĞE BAKMA DURAĞIİkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalımŞu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarındanBebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarındanDurmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtarŞu aranıp duran korkak ellerimi tutBu evleri atla bu evleri de bunları daGöğe bakalımFalanca durağa şimdi geliriz göğe bakalımİnecek var deriz otobüs durur inerizBu karanlık böyle iyi aferin tanrıyaHerkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorumHırsızlar polisler açlar toklar uyusunHerkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumamHerkes yokken biz oluruz biz uyumayalımNasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklardaBeni bırak göğe bakalımSenin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalımTuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorumBu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibiSularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyorSeni aldım bu sunturlu yere getirdimSayısız penceren vardı bir bir kapattımBana dönesin diye bir bir kapattımŞimdi otobüs gelir biner giderizDönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güçBir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsinSeni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlatDurma kendini hatırlatDurma göğe bakalımBİR GÜN SABAH SABAHBir gün sabah vakti kapıyı çalsam,Uykudan uyandırsam seniKi, daha sisler kalkmamıştır Haliç' düdükleri alacakaranlık,Köprü açıktır gün sabah sabah kapıyı çalsam...Yolculuğum uzun sürmüş oldukçaGece demir köprülerden geçmiştir başında beş on haneli köyler,Telgraf direkleri yollar boyuncaKoşuşup durmuş bizle söylemişim pencereden,Uyanıp uyanıp yine üçüncü mevki,Fakirlik gerdanlığa gücüm yetmemiş,Sana Sapanca'dan bir sepet elma almışım..Ver elini Haydarpaşa demişiz,Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,Hava hafiften soğuk,Deniz katran ve balık kokuluKöprüden kayıkla geçmişim karşıya,Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,-Kim o ? dersin uykulu sesinle dağınıktır, ne güzel görünürsün sevgilim,Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,Uykudan uyandırsam seni,Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç' düdükleri İNTİHAR AKŞAMIKısacık yoğun bir akşamHerkesin yüzünün bir anıya karıştığıYoğun bir akşamBana bir memur gibi davrandılar hastanelerdeVe bir intihar üstüne söylentiBütün kıyıları dolaştı durduKısacık bir akşamKısacık serin bir akşamKelebeklerin atlarla yarıştığıYoğun bir akşamBazı mektuplar damgalandı postanelerdeOturuldu bir takım şarkılar söylendiBir adam bir kadının kapısını vurduKısacık bir akşamNeyi söylesem bir kahramanlıktıİçinde azıcık buluştuğumuzBir bulutla bir kağıt peçete arasındaKısacık yoğun bir akşamŞaşırdım hüznümü nerelere bıraksamBir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü veKısacık yoğun bir akşamHer şey bir unutkanlıktıArada bir deliler gibi kavuştuğumuzTüfekle vurulmuş bir parsın yarasındaKısacık yoğun bir akşamBiliyordum bir soğuktu nereye varsamBir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı veKısacık yoğun bir karıştırdı gerçekliğineYaşadığım sonsuzluğunVe oturuldu bir takım şeyler söylendiİmla kurallarıyla mutsuzluk üstüneKısacık bir akşamDuraladım ne yapsamKim karıştırdı gerçekliğineSu terazilerindeki ensizliğinVe fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendiAraba vapurlarıyla denizsizlik üstüneKısacık bir akşamO kadar kısa ki bir akşamYüzümü suyun ardında buldumKıyılar bu yüzdendir öyle dedilerKısacık yoğun bir akşamSerin bir akşam öyle söylediler...SONNETÇekemezsin bir yere sineden günler hep böyle akşamleyin komşu, ne bir akraba,Ne bir dost, oturup karşılıklı içecek..Yalnızlık sade şurda burda değil,Düşüncede, hatırada ve taşı kaldırsan, nerde 'of! ' çeksen,Bir dudağı yerde, bir dudağı gökte..Bilmem rengi nasıldır, boyu ne her kimse yıllardır yanlış elbise ki, alabildiğine dar..Nedir bir türlü sırrını anlamadık,Kimdir bizimle böyle şaka ediyor,Hangi cebini karıştırsan yalnızlık..DENGESizin alınız al inandımSizin morunuz mor inandımTanrınız büyük amennaŞiiriniz adamakıllı şiirDumanı da cabaBütün ağaçlarla uyuşmuşumKalabalık ha olmuş ha olmamışSokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşumAma sokaklar şöyleymişAğaçlar böyleymişAma sizin adınız neBenim dengemi bozmayınızAşkım da değişebilir gerçeklerim dePırıl pırıl dalgalı bir denize karşıYangelmişim diz boyu sularaHepinize iyiniyetle gülümsüyorumHiçbirinizle dövüşememBenim bir gizli bildiğim varSizin alınız al inandımMorunuz mor inandımBen tam kendime göreBen tam dünyaya göreAma sizin adınız neBenim dengemi bozmayınızÇOKLUK SENİNDİRÖzenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindirÖzenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindirSuya giden bir adam mesela omzunu eğri tutsaGüneş, su ve adamın omzundaki eğrilik senindirAyağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısınKararan dünya bildiğin gibi sık sık senindirKararan dünya yeni bir güle bir ateş parçasıdırBir ateş parçasından arta kalan soylu karanlık senindirBir deneyli geçmişi aldın geldin yeniyi güzel boyadınBen bilirim sen de bil ilk aydınlık senindirBenim sevdiğim su senin suyunun öz kardeşidirSenin suyunun bıraktığı güçler artık senindirÇünkü bir silah gibi tutarsın tuttuğun her şeyiHer yeri bir uyarma diye tutan ıslık senindirSenindir ey sonsuzveren ne varsa hayat gibiTutma soluğunu, genişle, öz ve kabuk senindirEy en güzel görüntüsü çiçeklere dökülen bir çavlanınAşkım, sonsuzum, bu dünyada ne var ne yok senindirAKŞAMÜSTÜ RÜYASIŞimdi gemiler geçer uzaklardanGönlüm güvertede geceler,saz sesleri, peynir ekmekNe biletim ne param ne dostum varPır pır eder yüreğim bakındıkça...-Uyan Turgut um, garibim, uyan Bura Terme' köprüsünden kamyonlar geçer,Irgatlar üç orada beş burada konuşurlarBir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızıCigaramı yakar evime dönerim...-Gidin gemiler, gidinVardığınız yerlere selam edinGün olur bütün kaygılardan uzakBen de gelirim...SENFONİÖnce sesin gelir aklımaÇaresiz kaldıkça hep seni düşünürümGüzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçliSonra cumartesi günleri gelirSonra gökyüzü gelir hemen kurtulurumBir yağmur yağsa da, beraber kere söyledim bir daha söylerimSavaşta ve barışta, karada ve denizde,Düşkünlükte ve esenlikteZamanımız apayrı bize göreYanyana olduk mu eleleAç kalsak ağlamayız güvercinleri okşamış gibi rahatSen yanımdayken ister istemezGeniş meydanlarda akşam üstleriÜstüste üç kere deniz, üç kere yanımdayken ister istemezUzak ırmakları düşmüyor değil aklımaYabancı kadınların sıcaklığıAma Allah bilir ya, ne saklıyayımYanında ihtiyarlamak istiyorum...EN ETKİLEYİCİ TURGUT UYAR SÖZLERİ- Tel cambazı istiyordu ki dünya istediği gibi olsun. Bile bile aldanmaya vardırıyordu işi. Ama olmuyordu kendisi “Hiçbir şey umurumda değil diyorum; "Aşktan ve umuttan başka”- “Ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıraBana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra”- Ekmek yiyelim tereyağı yiyelim çocuk büyütelimSen beraber yatacağımız yatakları hazırlaSen bir onu yap yeter bak göreceksin.”- “Herkes ne zaman ölür; elbet gülünün solduğu akşam! Aldım anlayamadım; öldüm anlayamadım almadığım bir akşam…”- Cümbür cemaat aşka Ben aslında her şeyi sonradan öğrendim.. Herkes herkesi sonradan öğrenirmiş; bunu da sonradan Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta Her şey naylondandı o Yalnızlıksız bir ıslak halat, suları beni Durduğum yer benim değil iken, gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı; gidebilecek bir yerim yok iken hala ve inatla durmayışım ne gaflet; nihayetinde olmuyorken yaşıyor olan insanın, yaşıyorken olduğunu bilmemesi bu, bu ne tuhaf bi’ Bir yağmur yağsa da, beraber Ne yapalım bari bağışlayalım Bozuk bir saattir yüreğim hep sende durur..- Herkes bıraksın senin için olurum laflarını. Önce kendiniz için yaşamayı öğrenin, sonra başkası için olursunuz .- Şimdi dolaşıp duruyor bir duygu olarak Doğudan batıya bir güz halinde Çılgın ve hüzünlü”- Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesen de Herkes ne zaman olur? Elbet gülünün solduğu akşam.
Turgut Uyar Kimdir? Turgut Uyar 4 Ağustos 1927, Ankara - 22 Ağustos 1985, İstanbul, Cumhuriyet döneminde şiir, deneme ve inceleme türlerinde eserler kaleme almış, toplam eser sayısı 17 olan, İkinci Yeni anlayışının en önemli temsilcilerinden Türk memur ve şairdir. Turgut Uyar, 1927 yılının Ağustos ayında Fatma Hanım ile Hayri Bey'in altı çocuğundan beşincisi olarak Ankara'da dünyaya gelmiştir. Annesi ev hanımı, babası ise harita binbaşısı ve hattattır. Eğitim hayatına İstanbul Edirnekapı’daki Hırka-i Şerif İlkokulu’nda başlayan şair Turgut Uyar, hayatının bir döneminde memur olarak orduda yer almıştır. Daha sonra bu işinden istifa etmiş ve başka işlerde çalışmıştır. Türkiye Selüloz ve Kâğıt Sanayi'nin Ankara'daki şubesinde çalışmış, 1963 ve 1965 yılları arasında 24 sayı çıkmış olan "Dönem" dergisinin kurucuları arasında yer almıştır. Turgut Uyar, İkinci Yeni anlayışının en önemli temsilcilerinden birisi olarak görülmüş yenilikçi bir şairdir ve 22 Ağustos 1985 tarihinde İstanbul’da vefat etmiş olan şair, Turgut Uyar Eserleri Nelerdir? Turgut Uyar’ın 17 adet eseri aşağıda listelenmiştir. Göğe Bakma Durağı Dünyanın En Güzel Arabistanı Divan Veys Bir Şiirden Yitiksiz Elele Okuyalım Büyük Saat Korkulu Ustalık Dün Yok mu? Toplandılar Toplu Şiirler Kayayı Delen İncir Tütünler Islak Her Pazartesi Türkiyem Arz-ı Hal Turgut Uyar'ın İlk Eseri Nedir? Turgut Uyar'ın ilk kitabı "Arz-ı Hâl"dir ve 1949 yılında M. Çetin Tezcan’ın "Akşamüzeri Türküsü" ile birlikte ortak kitap olarak yayımlanmıştır. Turgut Uyar'ın Kaç Tane Eseri Vardır? Turgut Uyar’ın 17 adet eseri vardır. Turgut Uyar Şiirleri Turgut Uyar’ın 101 adet şiiri aşağıda listelenmiştir. Yad Arz-ı Hal Bir Gün Sabah Sabah Yalağuz Yasin Efendi Sonnet Mersiye Memur Karısı Garip Anadolumun Dağları Ölüme Dair Konuşmalar Şehitler Bir Anadolu Vardı Türkiyem Bahar Başlangıcında Düşünceler O Köy Yine Kendi Rüyasındadır Turam Seninle Turam, Bir Gün Bırakmıyacağım Bir Sessiz Geceden Turnam Turnam, Bir Devir Çalsak Felekten …Se Turnam Turnam, Bir Ay Doğar Pasın'dan Kantar Köprü Destanı’ndan Kantar Köprü Destanı Kantar Köprü’nün Gecesi Kantar Köprü’nün Yalnızlığı Rüzgar Vaiz Sokağı Numara 70 Kadere Ve Gönlüme Dair Ayrılıklardan Bir Garip Ölmüş Diyeler Gecelerde Af Kanunu Durmuş, Süt Mavi Gecesine Yatağım Simsiyah Olmalıydı Karpit Lambası Çırılçıplak Uzak Kaderler İçin Yeşilimsi Akşamüstü Rüyası Söyle Küçük Saadetini Hacer Hanım’ın Hamamı Kimbilir Sevda Üstüne Geyikli Gece Bahar İçin Dediğim Elalem Öteyi Beriyi Omuzluyorum Tel Cambazının Kendi Başına Söylediği Şiirdir Tel Cambazının Tel Üstündeki… Kan Uyku Yılgın Denize Gidip dönen Mavilerin Güneşi Kötü O Evler Kaçak Yaşama Yergisi Meymenet Sokağı’na Vardım Büyük Kavrulmuş Toprak Çömlek Hikayesi Çok Üşümek Uyanınca Üşümek Akabakan Çağdaş Yeri Mızrağın Kadırga Ölü Yıkayıcılar Sigma Dünyada Maya Ahd-i Atik Kadırga Hemofili Herkes Büyük Gurbetçi Baharat Yolu Kim Çağırıyor Maviyi Kar Sesi Güverteden Biri Vaktin Çağrısı Hayri Bey Elli İki Hane Şaşıyorum Gözyaşına Açlık Çoğunluktadır Kalbindir Umuttur Denizi Anlatıyor Alıştırdılar Bir Kere Çürümüş Ne Var Ki Avucunda Ekinoks Tut Ki Ben Unutulmaz Sözler Güzel Bir Akşam Yalnız At Her Gece Binlerce Size Olmayan Adın Aşk İçin Ağaçlar Uyuyor Söylenir Bir Yazı Anlamak Dünyada Dün Yoktur GÖĞE BAKMA DURAĞI İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat. Bir Gün Sabah Sabah Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten. Vapur düdükleri ötmededir. Etraf alacakaranlık, Köprü açıktır henüz. Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam... Yolculuğum uzun sürmüş oldukça Gece demir köprülerden geçmiştir tren. Dağ başında beş on haneli köyler, Telgraf direkleri yollar boyunca Koşuşup durmuş bizle beraber. Şarkılar söylemişim pencereden, Uyanıp uyanıp yine dalmışım. Biletim üçüncü mevki, Fakirlik hali. Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, Sana Sapancadan bir sepet elma almışım.. Ver elini Haydarpaşa demişiz, Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl, Hava hafiften soğuk, Deniz katran ve balık kokulu Köprüden kayıkla geçmişim karşıya, Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu... Bir gün sabah sabah kapıyı vursam, -Kim o? dersin uykulu sesinle içerden. Saçların dağınıktır, mahmursundur. Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim, Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni, Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten. Fabrika düdükleri ötmededir. TÜRKİYEM Seni boydan boya sevmişim, Ta Kars’a kadar Edirne’den. Toprağını, taşını, dağlarını Fırsat buldukça övmüşüm Sen vatanımsın, ekmeğimsin Duyduğum, bildiğim zafersin yıllarca Zonguldak'ta 63 numara Nazlı sahiller Akdeniz'de Sevdasın ciğerlerimde parça parça Yarı kalmış dileğimsin Sen Koçhisar’da tuzum, Sillede kızım... Çift kulaklı Sürmene bıçağı belimde. Varmışım çiğ köfte yemeye Adana’ya Dadaloğlu'ndan bir koçaklama dilimde – Şu yalan dünyaya geldim geleli.. Hey vatanım, bacım, sağdıcım, emmim Senden bir yara her yerimde. Desteye güreşmişim Kırkpınar’da. Durmuş da yorgunluk çıkarmışım, Bir akşam vakti Dört bardak kırtlama çayla Erzurum’da... Ardahan’a varmışım yollar uzamış Bel vermiş, yol vermemiş dağlar. – Yüce Tanrı dört yanını bezemiş, Beni yakan bir Konyalı kız imiş... Seni boydan boya sevmişim Ta Edirne’ye kadar Kars’tan. Taşını, toprağını, yiğidini, Fırsat buldukça övmüşüm... BİR BOZUK SAATTİR YÜREĞİM, HEP SENDE DURUR Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile… Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. SENFONİ Önce sesin gelir aklıma Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli Sonra cumartesi günleri gelir Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak. Kırk kere söyledim bir daha söylerim Savaşta ve barışta, karada ve denizde, Düşkünlükte ve esenlikte Zamanımız apayrı bize göre Yanyana olduk mu elele Aç kalsak ağlamayız biliyorum. İçim güvercinleri okşamış gibi rahat Sen yanımdayken ister istemez Geniş meydanlarda akşam üstleri Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar. Sen yanımdayken ister istemez Uzak ırmakları hatırlıyorum. Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum... DENGE Sizin alınız al, inandım Sizin morunuz mor, inandım Tanrınız büyük amenna Şiiriniz adam akıllı şiir Dumanı da caba... Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha olmuş, ha olmamış Sokaklarda yitirmiş, cebimde bulmuşum Ama sokaklar şöyleymiş Sokaklar şöyleymiş Ağaçlar böyleymiş... Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız Sokaklar şöyleymiş Ağaçlar böyleymiş... Aşkım da değişebilir, gerçeklerim de Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yan gelmişim diz boyu sulara Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum Hiçbirinizle döğüşemem Siz ne derseniz deyiniz Benim bir gizli bildiğim var Sizin alınız al, inandım Morunuz mor, inandım Ben tam kendime göre Ben tam dünyaya göre Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız Turgut Uyar Kaç Tane Şiir Yazmıştır? Turgut Uyar, 630’dan fazla şiir yazmıştır. Turgut Uyar En İyi Şiiri Hangisidir? Turgut Uyar’ın en ünlü şiiri “Göğe Bakma Durağı”dır. Turgut Uyar İlk Şiiri Hangisidir? Turgut Uyar'ın ilk şiiri “Yâd”dır ve 1947 yılında Yedigün dergisinde yayımlanmıştır. Turgut Uyar Bestelenen Şiirleri Turgut Uyar’ın birçok şiiri bestelenmiştir. Bestelenen şiirlerinden bazıları ve bu besteleri seslendiren sanatçıların isimleri aşağıda listelenmiştir. Denge Sezen Aksu Göğe Bakma Durağı Fazıl Say ile Serenad Bağcan, İrem Candar Mavi Tango Leman Sam Yokuş Yol’a Hüsnü Arkan Turgut Uyar Şiirlerinin Özellikleri Nelerdir? Turgut Uyar'ın şiirlerini üç döneme ayırmak mümkündür. Birinci dönem şiirlerine "Arz-ı Hal" ve "Türkiyem" şiirleri örnek gösterilmektedir. Bu şiirler şair Turgut Uyar'ın taşra görevi sırasında kaleme aldığı şiirlerdir. Bu şiirler Anadolu hayatından izler taşımakta ve "Garip" hareketinin etkilerini yansıtmaktadır. Turgut Uyar’ın şiirlerinin ikinci dönemi ise “Dünyanın En Güzel Arabistanı” isimli kitabı ile başlamaktadır. Bu kitap ile şiire yeni açılımlar kazandırmıştır. Turgut Uyar, şiirinin üçüncü döneminde ise daha yalın bir dil kullanmıştır. Bu dönem eserlerine "Kayayı Delen İncir" ve "Dün Yok Mu" örnek gösterilebilmektedir. Turgut Uyar Şiirleri Hangi Türdedir? Turgut Uyar, şiirlerini belli bir türe bağlı kalarak yazmamıştır. Turgut Uyar'ın Şiir Anlayışı Nedir? Turgut Uyar, İkinci Yeni şiir anlayışına sahiptir. İkinci Yeni şiiri “Yeniyi deneyen, dünya görüşü, yetişme şekilleri ve beslenme kaynakları bakımından birbirinden çok farklı olan şairlerin eserlerinde sonradan tespit edilen benzerliklere dayanan” şiir hareketine verilen isimdir. İkinci Yeni şiir anlayışını benimseyen yazarlar aşağıda listelenmiştir. Cemal Süreya Edip Cansever İlhan Berk Ece Ayhan Sezai Karakoç Ülkü Tamer Turgut Uyar Şiirlerinde Hangi Ölçüyü Kullanmıştır? Turgut Uyar, şiirlerinin bazılarına hece ölçüsü kullanmıştır. Ölçü kullanmadan kaleme aldığı şiirler de vardır. Turgut Uyar Şiirlerinde Hangi Kafiyeyi Kullanmıştır? Turgut Uyar, şiirlerine kafiye kullanmaya önem vermemiştir. Turgut Uyar Şiirleri Nerelerde Yayımlanmıştır? Turgut Uyar’ın şiirlerinin yayımlandığı gazete ve dergilerden bazıları aşağıda listelenmiştir. Dost Dergisi Dönem Dergisi Yeni Düşün Dergisi Kaynak Dergisi Varlık Dergisi Yeditepe Dergisi Pazar Postası Değişim Dergisi Türk Dili Dergisi Yeni Dergi Papirüs Dergisi Oluşum Dergisi Gösteri Dergisi Yedigün Dergisi Seçilmiş Hikayeler Dergisi Şairler Yaprağı Dergisi Yenilik Dergisi Turgut Uyar İncelemeleri Turgut Uyar'ın inceleme eserleri aşağıda listelenmiştir. Bir Şiirden Korkulu Ustalık Turgut Uyar Hangi Dönem Yazarıdır? Turgut Uyar, Cumhuriyet Dönemi yazarıdır. Turgut Uyar Sanat Anlayışı Nedir? Turgut Uyar, “sanat sanat içindir” anlayışını benimsemiştir. Turgut Uyar Hangi Edebi Akımdan Etkilenmiştir? Turgut Uyar, Sürrealizm yani Gerçeküstücülük akımından etkilenmiştir. Sürrealistler, Sigmund Freud’un psikanaliz yönteminden etkilenmişlerdir. Sürrealizmin bir akım olarak ortaya çıkışı Andre Breton’un 1924 yılında yayımladığı “Manifeste du Surrealisme” isimli kitabına dayanmaktadır. Sürrealizm akımını Breton “ Sürrealizm ister söz, ister yazı ile; ya da herhangi bir yolla düşüncenin gerçek işleyişini belli etmek için başvurulan katkısız ruh otomatizmidir. Aklın hiçbir denetimi olmadan, her türlü estetik ve ahlak kaygısı dışında, düşüncenin yazılışıdır.” sözleri ile anlatmıştır. Sürrealizm akımından etkilenmiş yazar ve şairler aşağıda listelenmiştir. Paul Eluard Louis Aragon Orhan Veli Kanık Melih Cevdet Anday Oktay Rifat Cemal Süreya Ece Ayhan İlhan Berk Edip Cansever Turgut Uyar Kimlerden Etkilenmiştir? Turgut Uyar’ın etkilendiği isimler aşağıda listelenmiştir. Ömer Hayyam Nedim Yahya Kemal Beyatlı Tevfik Fikret Abdülhak Hamit Tarhan Ahmet Haşim Alain-Fournier Fyodor Dostoyevski İrene Nemirovsky Anton P. Çehov Thomas Stearns Eliot Turgut Uyar Kimleri Etkilemiştir? Turgut Uyar, bütün iyi şairler gibi kendisinden sonra gelen birçok şairi etkilemiştir. Turgut Uyar'ın Edebiyat İçin Önemi Nedir? Turgut Uyar, eserleri ile Türk edebiyatındaki çeşitli yeniliklerin öncüsü olması ve İkinci Yeni şiir anlayışının en önemli temsilcilerinden biri olmasıyla Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olmuştur. Turgut Uyar, Behçet Necatigil'in dediği gibi "1950 sonrası şiirimizi biçim ve öz bakımlarından yenileştirmesiyle İkinci Yeni'nin ilk akla gelen şairlerinden; deneme ve yorumlarıyla da günümüz Türk şiirini anlayışlı, yetkili değerlendiren yazarlarımızdan biri oldu." Turgut Uyar'ın Eserleri Nerelerde Yayımlanmıştır? Turgut Uyar’ın eserlerinin yayımlandığı gazete ve dergilerden bazıları aşağıda listelenmiştir. Dost Dergisi Dönem Dergisi Yeni Düşün Dergisi Kaynak Dergisi Varlık Dergisi Yeditepe Dergisi Pazar Postası Değişim Dergisi Türk Dili Dergisi Yeni Dergi Papirüs Dergisi Oluşum Dergisi Gösteri Dergisi Yedigün Dergisi Seçilmiş Hikayeler Dergisi Şairler Yaprağı Dergisi Yenilik Dergisi Turgut Uyar Askerlik Görevi Turgut Uyar, Askeri Memurlar Okulu'ndan mezun olduktan sonra "kura" ile memur olmuş ve Posof'a atanmıştır. Ardından Samsun Terme Askerlik Şubesi ve Ankara Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Dairesi Başkanlığı'nda üsteğmen olarak görev yapmıştır. 1958 yılında ise bu görevden ayrılmış ve Türkiye Selüloz ve Kâğıt Sanayi'nin Ankara'daki şubesinde çalışmaya başlamıştır. Askerliği bırakan Turgut Uyar, bir şiirinde “Ben severim omuzlarımı bir gün / Sırmaları, apoletleri olmasa da” dizelerini kaleme almıştır. Turgut Uyar'ın Siyasi Görüşleri Turgut Uyar, siyasi görüşleri ile ön plana çıkmış bir yazar değildir. Turgut Uyar Belgeseli Turgut Uyar’ın hayatını konu alan ve anlatan birçok belgesel ve program bulunmaktadır. Turgut Uyar’ın hayatını anlatan bu belgesel ve programlara internet üzerinden ulaşmak mümkündür. İnternet üzerinden ulaşılabilecek bazı belgesel ve programlar aşağıda listelenmiştir. TRT Arşiv Youtube Kanalı Hayat Kısa Kuşlar Uçuyor-Turgut Uyar VİBİO Youtube Kanalı Şiiriyle Sevişen Adam Turgut Uyar Aslında Kimdi? Onur Altun Youtube Kanalı Turgut Uyar Belgeseli Kelimeler Ve ŞEyler Televizyon Programı 43. Bölüm Turgut Uyar Sözleri Turgut Uyar’a ait 20 adet söz aşağıda listelenmiştir. "Güzeldir sevgilim her dakka her an Güzeldir sözleri kaşı gözleri Geçtiği her karış sönük topraktan O anda fışkırır neşe özleri" "Biliyor musun aşk şiiri yazmaktan bıktım bir gün şöyle bir baktım yazdığım bütün şiirler öyle bir sarsılma, nedir bu bir otuz aşk şiiri daha kendimi hiç suçlamadım" "Seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun Her şeyin birbirine uygununu sen bulursun Gel ellerini ver en güzel ellerini öyle Ruhum, ateş yüreğim, kokum birlikte öyle…" "Ben bir gün giderim ki neyim kalır eksik bıraktığım her şeyim kalır yaz günü kim ister ki öldüğünü eksik bıraktığım her şeyim kalır" "Cümbür cemaat aşka abanıyoruz." "Benim her duygum biraz hüzün gibidir." "Herkes kendi uçurumunu yüreğinde taşır." "Zamansız gelme elim kolum dağınıksa sarılamam!" "Ben sevemezsem sevmek kimselerin elinden gelemez." "Gün gelir herkes sevdiğini anlar kaşla göz arasında." "Toprak, sevdiklerimizi aldığı için mi böyle güzel kokar?" "Hiç bir şey umurumda değil diyorum aşktan ve umuttan başka." "Herkes ne zaman ölür; elbet gülünün solduğu akşam!" "Eylül toparlandı gitti işte, Ekim falan da gider bu gidişle." "Yüz dilde seni seviyorum desen ne fayda. Bir dilde adam gibi sevmedikten sonra." "Biri kurbağa öper, biri yüzyıllarca uyur, biri 7 cüceyle yaşar, biri kuleye kapatılır. Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor." "Herkesin bir umudu vardır. Bir savaşı, bir kaybedişi, bir acısı, bir yalnızlığı, bir hüznü. Çünkü herksin bir gideni vardır, içinden uğurlayamadığı." "Her şeyden biraz kalır diyor birileri çoğulluk haklılıktır. Kavanozda biraz kahve kutuda biraz ekmek insanda biraz acı." "Başka havalar getir bana. İçinde biraz bahar olsun biraz da sen…" "Yaz yağmurları misali yıllarca, yağmış durmuşum kendi içime…" Turgut Uyar'ın Aldığı Ödüller Turgut Uyar’ın aldığı ödüller aşağıda listelenmiştir. Tütünler Islak ile 1963 Yeditepe Şiir Armağanı Lucretius'tan Evrenin Yapısı çevirisi ile 1975 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü Tomris Uyar'la birlikte Kayayı Delen İncir ile 1981 Behçet Necatigil Şiir Ödülü Büyük Saat ile 1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Turgut Uyar Nerelidir? Turgut Uyar, Ankaralıdır. Anne ve babasının nereli olduğu bilinmemektedir. Turgut Uyar'ın Babası Kimdir? Turgut Uyar'ın babası Hayri Bey'dir. Hayri Bey, orduda harita binbaşısı olarak görev yapmıştır. Hattatlık yapan Hayri Bey, Ankara'nın ilk Latin alfabesiyle yazılan sokak levhalarını uzun süreler çalışarak tamamlamıştır. İşinden 1931 yılında emekli olmuş ve ailesini de yanına alarak İstanbul'a taşınmıştır. Turgut Uyar Çocukluğu Nasıldır? Turgut Uyar, babasının mesleği nedeniyle çocukluğunda birçok şehirde yaşamıştır. Hüzünlü bir çocuk olan Turgut Uyar bu durumunu “Hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem Yapma oğlum, o içli bir çocuk’ derdi ona.” sözleri ile anlatmıştır. Aynı zamanda edebiyata da meraklı bir çocuk olan Turgut Uyar, ilk şiirlerini küçük yaşta kaleme almaya başlamıştır. “Daha ilkokulda vezin ve kafiyeden haberim olmadığı çağlarda manzumeler yazardım. Sonra ortaokul ve lise devresinde boyuna yazdım. Günde üç beş şiir, haftada on beş, günde bir roman yazıyordum. Ama ne şiirler, ama ne romanlar. Bazen bir romanı bitirmeden sıkılır, öbürüne başlardım. Sonra ikisini birden yazardım. Bu yüzden o güzelim romanların çoğu yarım kaldı. Roman yazarken sıkılırdım. Şiire daha başka bir tutkunluğum, sâdıklığım, saygım vardı. Bereket versin o devirlerde şimdi hayırla yad ettiğim arkadaş bana Alain Fournier’nin o güzelim Adsız Köşk’ünü verdi. Sonra bir Dostoyevski okudum da gücüm kesildi. İsteğim kalmadı roman yazmakta. Bu suretle bugünün Türk romancıları da benim rekabetimden kurtulmuş oldular. Dua etsinler Adsız Köşk’e, Netoçka Nezvanova’ya, Eugenie Grandet’ye.” , “Liseyi bitireceğim yıl, Hayyam, Nedim, Yahya Kemal, Tevfik Fikret, Hâmit ve Haşim beni kıskıvrak tutmuşlardı. Taklit ettiğimi bile bile onlara özenerek, bildiğim ve becerdiğim kadar terkipli filan gazeller mazeller yazardım. Hatta Makber’e Mezar’ adıyla bir nazire bile yazmıştım.” sözleri bu durumu kanıtlar niteliktedir. Çocukluğunda yatılı eğitim görmüş olan şair Turgut Uyar, bu nedenden dolayı da mutsuz bir çocukluk geçirmiştir. Yatılı eğitim hakkında "Asker okullarında hiç mutlu olmadım. Genellikle yatılı okullarda mutlu olan çocuk yoktur sanıyorum. Başkalarının, hatta somut başkalarının değil de, hiç kavrayamadığım bir otoritenin belirlediği ve çoğu zaman saçma bulduğumuz bir şeyler yaşamak…" sözlerini söylemiştir. Turgut Uyar Eğitim Hayatı Nasıldır? Turgut Uyar eğitim hayatına İstanbul Edirnekapı’daki Hırka-i Şerif İlkokulu’nda başlamıştır. Ortaöğrenim sürecini ise askeri yatılı öğrenci olarak Konya Askeri Okulu ve Bursa Işıklar Askeri Lisesi’nde tamamlamıştır. Bursa Işıklar Askeri Lisesi’nin ardından ise Askerî Memurlar Okulu’nda okumuştur. Buradaki eğitiminin ardından ise memur olarak orduda görev almaya başlamıştır. Turgut Uyar Nasıl Bir Yazardır? Turgut Uyar, yeni şiirin öncülerinden kabul edilen bir yazardır. "Dünyanın En Güzel Arabistanı" adlı eseri ile Türk edebiyatında yeni bir akımın temsilci ve öncüsü olmuştur. Turgut Uyar, gerçekçi ve zengin imgelere sahip olan uzun ve geniş soluklu dize ve anlatım tarzı ile öne plana çıkmıştır. Şiirleri öyküleme, iç konuşma, bilinçaltının çağrışımları ve nesir cümlesine benzeyen dizelere sahiptir. Anadolu’da askerlik yaptığı dönemde yazdığı ilk şiirlerindeki tiplemeler ise bireyin yalnızlığını, sıkıntılarını yansıtan şiirlerdir. Şair Behçet Necatigil, Turgut Uyar’ın yazarlığını “İlk dönem şiirlerinde kişisel yaşantılarının ve çevresinin izdüşümleri üzerinde durmuştur. Sonraları toplum ve törelerle çatışan bireyin yenilgisine yakılmış ağıtlar diyebileceğimiz şiirler yazdı…” sözleri ile özetlemiştir. Turgut Uyar'ın eşi Tomris Uyar ise şairin yazarlığını “Turgut Uyar’ın şiir girişimini Türkiye’de yapılmış en önemli girişimlerden biri sayıyorum. Şairane şiir yazmaya karşı olup başka bir şairanelik, başka bir şiirsellik keşfetmesine hep hayranlık duymuşumdur. Büyük bir çaba olarak görüyorum. Yerini bulup bulmadığından emin değilim ama çok taklidi var. Tavlayıcı şiir yazmaya son derece karşıydı. Şiirle savaşan, şiiri savaş malzemesi haline getiren bir şiir görüşünü, dünya görüşü içinde halletmeye çalışan bir şairdi.” sözleri ile anlatmıştır." Turgut Uyar Evlendi Mi? Turgut Uyar ilk evliliğini 1946 yılında Yezdan Şener ile yapmıştır ve bu evlilik 1966 yılına kadar sürmüştür. Bu evlilikten üç çocuğu olmuştur. İkinci evliliğini ise 1969 yılında Türk öykü yazarı ve çevirmen Tomris Uyar ile yapmıştır. Bu evlilikten de bir çocuğu olmuştur. Turgut Uyar'ın Çocukları Turgut Uyar’ın dört çocuğu vardır. Çocuklarının isimleri aşağıda listelenmiştir. Bekir Tunga Uyar Semiramis Uyar Şeyda Uyar Hayri Turgut Uyar Turgut Uyar Kaç Yaşında Vefat Etti? Turgut Uyar, 22 Ağustos 1985 yılında vefat ettiğinde 58 yaşındadır. Turgut Uyar Mezarı Nerededir? Turgut Uyar’ın mezarı, İstanbul’da bulunan Aşiyan Mezarlığı’ndadır. Turgut Uyar Hakkındaki Kitaplar İçerisinde Turgut Uyar hakkında bilgi bulunduran kitaplardan bazıları aşağıda listelenmiştir. Mehmet Kaplan, Şiir Tahlilleri 2 Cumhuriyet Devri Türk Şiiri, Dergah Yayınları İnci Enginün, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, Dergah Yayınları Behçet Necatigil, Edebiyatımzda İsimler Sözlüğü, Yapı Kredi Yayınları
turgut uyar'ın 1984 yılında can yayınları tarafından çıkarılan bütün şiirleri'nin olduğu kitabın adı. bir türlü ikinci baskısı yapılamadı. 10 yıl sonra bile kitapçılarda vardı daha sonra can yayınları bu kitabı oluşturan kitapları ikişer üçer olarak yayımladı. sonunda ikinci baskısı yapılmış olan şaheser. yky yapmış bu işi. katkısı olanların ellerinden öpmek gerekir. üstelik birinci baskıda olmayan şiirler de var. edip cansever'in yerçekimli karanfil ve şairin seyir defteri adlı şiir kitaplarıyla birlikte başucu kitapları arasında yerini alan turgut uyar`ın tüm şiirlerinin yer aldığı kitap... evet bir ara zor bulunuyordu ama şimdi çoğu kitapçıda bulunabilecek kitap. şiirin modern manifestosu. gözleriniz varsa. başucu kitabım diil üstüme örttüğüm kitaptır. turgut uyar’ın 1984’te can yayınlarından çıkan şiir kitabı.. şu ara raflarda yapı kredi yayınları tarafından çıkarılmış haliyle yer almaktadır. yeni’ büyük saat’in, turgut uyar’ın sağlığında yayımlanan 'büyük saat' ten farkı; içinde kendisinin elediği, bunun yanında kenarda köşede kalmış unutulmuş şiirlerinin de olması...bu şiirlerden bir kaçı;yad turgut uyar’ın yayımlanan ilk şiiridir ayrıca yasin efendi arz-ı hal’in ilk basımında yer almıştır sonnetmersiyeturnam seninle türkiyem’in ilk basımında yer alan şiirkantar köprünün yalnizliği bir garip ölmüş diyelergecelerde kasaba küçük sonbahardasokaktan geçen kadinmüstehcen şiirnutukgazi mustafa kemal paşacinayetşimdi gelsem ki……..şimdi gelsem ki…. şimdi gelsem ki sen, yıkanmışsınsaçlarını taramışsınalnında mini mini damlalarbir hafiflik bir incelik yüzünde. buğu ardından yıldızlar gibiparmak uçların pembeleşmiş,sere serpe yatağa uzanmışsın… zamanı anlamak ve önceliğini yeniden belirlemek için başka hiçbir şeye ihtiyaç bırakmaz. turgut uyar, çevirdiğiniz her sayfada kendinize geri döndürür; ama, orda bırakmaz. bir iki şiir okumak için her elime aldığımda saatlerce elimden bırakamadığım, şiirseverin galaksi rehberi. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Tomris Uyarın eşi ona aşık adam ve şairdir. Şiir sokakta dediğinizde bir çok yerde dizelerine rastlayacağınız gönül şairidir. Durma Göğe Bakalım der. Turgut Uyar Şiirleri kapalı anlamları içerisinde barındıran dokunaklı dizelere sahiptir. Turgut Uyar şiir kitapları kalbinizi yerinden çıkaracak kadar güzel ve içlidir. Turgut Uyar yazıları ile kalbinizin ılık yağışlı mevsimlerini harekete geçirebilir hatta aşık olmak isteyebilirsiniz. İkinci yeni şairleri arasında yer alan şairimiz mısraları ile bir çok kişinin sözlerini paylaştığı popüler isimler arasında yer alır. Turgut Uyar Aşk sözleri ve Turgut Uyar En güzel sözleri gibi içeriklere sitemizden ulaşarak onun güzel sözlerini görebilir ve sevdiğiniz insana göndererek kalbini kazanabilirsiniz. Turgut Uyar sözleri ile sevdiklerinizin kalbinde kendinize bir yer açmak ister misiniz? Aynı zamanda aşağıdaki galeriden Turgut Uyar resimli sözler ve Turgut Uyar facebook kapak fotoğraflarına ulaşarak bize destek olabilirsiniz. “Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı” ben aslında her şeyi sonradan öğrendim herkes herkesi sonradan öğrenirmiş bunu da sonradan öğrendim ”Geçmişten bize kalanlar, bizim seçtiklerimiz değildir. Kötü eğitim, kötü gelenek yıkıyor dünyamızı. Bize seçilenlerdir okuduğumuz, davrandığımız, yaptığımız. Budala bir bilinç yönetiyor sanki insanlığı, evreni.” Denize Gidip Dönen Mavilerin Bire İndirgenen Üçlüğü Her kadın, hoşlandığı adamın soyadını aldığında nasıl durur diye içinden söylemiş ya da bir yerlere yazmıştır… ”…Başka havalar getir bana. İçinde biraz bahar olsun, biraz sen, biraz da cumartesi..” ”… İşte bütün olmazlardan sonra Kar altında kalan bir pabuç mu İnsanın şurası…” yalanlı dolanlı alçak doğruca yaşanmamış bir bir gözsüz kulaksız elsiz ayaksız güdük bir gün bütün yitiklerim karalarım üstüste üstüste bütün karışıklığım gelip geçtiğim macera şu kadar binler yıllık şu kadar binler yıllık karalarım karışıklığım üstüste usul usul insan insan ölüm ölüm üstüste şu kadar güneş şu kadar su şu kadar su yılanı şu kadar düzen ben sebepliyim denizlere aylara kavgalara umursuzluğa bir maviyi durup dururken birine benzetiyorum bir balığın ağzını anıyorum durup dururken serinliyorum Temmuz tam bu işe göredir bana kalırsa, Gel bağışlayalım birbirimizi .. “Bir ihtimalken bile güzelsin.” Bir sevdalı gönül bütün varım Eğer o da olmasa ne yaparım, Kimbilir hey Ne yaparım.. ben üç yer tasarlamıştım üçü de sana bana uygun biri günebakanlarda biri otuz yaşta birini sorma birini sorma gün gelir ben söylerim daha usta olurum daha yiğit o zaman söylerim bu kırgın karanlığı bir ışıtalım ilkin yeniden şehirler kuralım şimdikilerine benzeyen baştan başlayalım susamlara ekmeklere denizaşırılarına sevmelere Sanıyorum bu gelen hüzünlü bir yaz olacak Öyle ki bütün akşamları hüzünlü… ”Kadınları mutlu etmenin 20 yolu diye bir sürü gereksiz haber çıkıyor. Tek maddede açıklıyorum Dürüst olun, yeter…” Serseriliğe, insanlara, toprağa meylim var. Amma gel gör ki bir masa başındayım akşama kadar… gidip dönelim belki bir yerde bir tohumda bir durumda belki belki o ses o yudum o yumuşak döşekler yeşil yeşiller ben taş çekerim yılmam çamur kararım yol döşerim bakarsın göneniriz gidip dönelim ben yılmam taş çekerim çamur kararım ben senin de gürül gürül saçların var nasıl olsa.” Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız. “Kimseler tutmadı elimden koskoca bir yaz bitti… ” “Bir biz varız güzel, öbürleri hep çirkin.” İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Bir maviyi durup dururken birine benzetiyorum. Tahammül gerek, özlem iyice arsızlaştı. nasıl da parlıyorsun ey gözleri maden çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Artık sana attığım temeller tutmuyor. Çünkü sen hiç yoksun. Hiç olmadın. “Şaştım, senin hançerin bu kadar mıydı… Varmadı yüreğime…” “..Yaşamı anlamsız bulduğum zamanlar oldu ama hiç solgun bulmadım. Ayrıca solgun ve anlamsız olan dirimin kendisi değil, yaşam içinde, yaşamı belirleyen yaşama parçalarıdır..” Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat Durma göğe bakalım ”…herşey benim kalbimdir Söküp aldığım kardan Kardan söküp aldığım Çocuksuz bir anne gülüşüyle Her şey benim kalbimdir Çünkü pek yaraşmaz bu dünyaya…” Yüz dilde seni seviyorum’ desen ne fayda Bir dilde adam gibi sevmedikten sonra. Saçların dağınıktır, mahmursundur. Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim, Bir sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni, “Ben beni sevdikçe ey yar derdim artar daima” Çünkü beni sevsen de Güvenmezsin bana bilirim Ama artan her şeyle birlikte yanlışlık da artar Mesela her su gözyaşı olur Her dönem bir hazin geçiş Suya boşversem yanılsama Aya baksam bir bulut Sevgisizlikle birlikte yanlışlığın hükmü başlar “Gitsin, harcansın bir şeyler, sen dur.” İşte ben böyle bildiğin gibi Kaderi öpüp başıma komuşum. Gülüşüm, oturuşum, konuşuşum, Belli efendim, besbelli Ben hayattan soğumuşum Hazırlandın diyelim bir yolculuğa “Bu, yalnızlığa da olabilir” diyor birisi Dayanıklı mısın bakalım Bir düşün kaç kişiyiz bildirilerde Şimdilik kaç paralığız hele akşam olunca Bunca sütsüzün kahrını çektik düşün ki Gene de soluğumuz Bir orman yangını sanılır oralarda buralarda Ezildik gerçi ama horlanamadık bunu hatırlarsın Mutlaka hatırlarsın bunu Tut ki enver bırakır tehdidini Ethem başlar Her insan bir uyumsuzluktur ölü olmadıkça oysa kavradığım her şeyin adını bilmek biraz bunaltıyor beni ”Gidin gemiler, gidin Vardığınız yere selam edin Gün olur bütün kaygılardan uzak Ben de gelirim” Çünkü beni sevsen de bana güvenmezsin iyi bilirim Apoletim sırmasız hatta hiç yok Su içsem ağzımın kenarlarından dökerim Neyi hatırlatır benim sana uzak bir bakışım bilirim Aslında mutsuz yaşayıp gidiyoruz Ölüme direnerek şimdilik Şimdilik alımlı bir başka mutluluklara özenerek Aşkımız ve mutfak rafları ve uçaklar üstüne korkumuz Bir yudum gelecek ve mutlu saatler üstüne korkumuz Ama birlikte biliyoruz eğilecek bugünkü başlar Herkesi bir başka neden, bir başka hüzne götürüyor. Çok kimse bıkıyor günden akşam olmadan… Bu dünyada en iyi ben yenilirim. Dosta, düşmana, aşka. “ben üç yer tasarlamıştım üçü de sana bana uygun biri günebakanlarda biri otuz yaşta birini sorma birini sorma gün gelir ben söylerim daha usta olurum daha yiğit o zaman söylerim” Sev beni, alış bana Kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu Sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev Şimdilik bırak musluğun sızmasını damın akmasını Bir tırnak gibi büyü domuz bir tırnak gibi Zorlayarak her bir yanı Çünkü biraz sonra umut başlar her günkü, başlar bu şehri nasıl yapmışlar böyle üst üste, ne gökyüzü koymuşlar ne günaydın… “Oysa diyordu birisi Sabah yeniden hatırlamadır yaşamayı Bana kalırsa oysa’ diyenlerden hep korkmalı Oysa ölüm var da diyebilir aynı kişi.” Aslında bir alıştırmadır umut Öbürlerinin azıcık nefes diye bağışladığı -Baharı beklemeye benzer- Hain ve olmayanadır çünkü Umutsuzluğu taşır yanında Oysa nasıl olsa gelecektir bahar denen tarih Önüne durulmaz mantığıyla doğanın Yeşilden olma birim Sudan gelme itmeyle ”Çocukların öldürüldüğü yerde kimse masum olamaz.” Umut yoktur Kimse yoktur umut etmemeyi önleyecek Çünkü umut kaçınılmaz gelecektir Bütün gümbürtüsüyle Umut kaçınılmaz gerçektir çünkü Biri Asya’da biterken sözgelişi, Şili’de öbürkü başlar ” Zamansız geIme eIim koIum dağınıksa sarıIamam ! Durduğum yer benim değil iken, gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı; gidebilecek bir yerim yok iken hâlâ ve inatla durmayışım ne gaflet; nihayetinde ölmüyorken yaşıyor olan insanın, yaşıyorken öldüğünü bilmemesi bu, bu ne tuhaf bi’ hayret. Ne kadar hüzün geçmişse dünyadan Ne kadar acı geçmişse yaşayacağız Hepsini yeniden,bir bir dünyada Dikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun Sevgim acıyor Herkesin bir umudu vardır. Bir savaşı, bir kaybedişi, Bir acısı, bir yalnızlığı, Bir hüznü. Çünkü herkesin bir gideni vardır, İçinden bir türlü uğurlayamadığı. ”..Meselemiz bir şiir meselesi değildir. Yaşama meselesidir. Hayatımızda olmayan mesele, şiirimizde de olamaz…” Biz giz dolu bir şey yaşadık Onlarda orada yaşadılar Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak “Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta. Her şey naylondandı o kadar.” Eylül toparlandı gitti işte Ekim filan da gider bu gidişle Sevgilinin göğsüdür dünyanın en güzel Arabistanı. o yoksa Arabistan güzel değildir. her yer Arabistandır,tüm Arabistanlar çirkindir… Aklımda aşk. En başta mutsuzluk elbet Kasaba meyhanesi gibi Kahkahası gün ışığına vurup da öteden beri yansımayan Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi Öbürünün bir kadından aldığı verem Bütün işhanlarının tarihçesi sevgim acıyor Yoksun. Beni buna kim inandıracak? “Kanasın varsın ne varsa biraz kanamalıdır. Benim bunca yıldır günlerim gecelerim kanadı.” Yazık sevgime diyor birisi Güzel gözlü bir çocuğun bile O kadar korunmuş bir yazı yoktu Ne denmelidir bilemiyorum sevgim acıyor Gemiler gene gelip gidiyor Dağlar kararıp aydınlanacaklar Ve o kadar Ben sevmezsem, Seni sevmek Kimselerin elinden gelmez… Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır Sonbahar geldi hüzün İlkbahar geldi kara hüzün Ey en akıllı kişisi dünyanın Bazen yaz ortasında gündüzün sevgim acıyor Kimi sevsem Kim beni sevse Sevgim acıyor Kimi sevsem Kim beni sevse Eylül toparlandı gitti işte Ekim filanda gider bu gidişle Tarihe gömülen koca koca atlar Tarihe gömülür o kadar” Issız tepelerde güneşe bakıp saati tahmin etsem; Haberim olmasa hiç perşembeden, pazartesiden… Geyikli geceyi hep bilmelisiniz Yeşil ve yabani uzak ormanlarda Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan Hepimizi vakitten kurtaracak Dünya ne kadardı’ dedim. mavi kadar’ dedi. Bir yandan toprağı sürdük Bir yandan kaybolduk Gladyatörlerden ve dişlilerden Ve büyük şehirlerden Gizleyerek yahut dövüşerek Geyikli geceyi kurtardık ölümü geciktirmek sonsuzluğu kısaltmaz diyor birisi, evet ama hayatı uzatır sanki Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz Bilir bilmez geyikli gece yüzünden Ama Allah bilir ya, ne saklayayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum… Geyikli gecenin arkası ağaç Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü Çatal boynuzlarında soğuk ay ışığı’ İster istemez aşkları hatırlatır Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş Şimdi de var biliyorum Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli… Sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev Hiçbir şey umurumda değil diyorum Aşktan ve umuttan başka Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor. Ağlamak özgürlükse ve kimse yoksa, umuda dönüyordu bu cesur ölüm korkusu Aldatıldığımız önemli değildi yoksa Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak Gümüş semaverleri ve eski şeyleri Salt yadsımak için sevmiyorduk Kötüydük de ondan mı diyeceksiniz Ne iyiydik ne kötüydük Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı… “her şeyden biraz kalır” diyor birileri, çoğulluk haklılıktır. kavanozda biraz kahve, kutuda biraz ekmek, insanda biraz acı. Ama ne varsa geyikli gecede idi Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında Büyük otellerin önünde garipsiyorduk Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk Yahut bir adam bıçaklasak Yahut sokaklara tükürsek Ama en iyisi çeker giderdik Gider geyikli gecede uyurduk ”- Ama siz ne kadar sayarsanız o kadar Bu yaşta hakkım yok ki mutlu olmaya Her şey taze ve güzel Ve çılgın olmaya hazır Benim, – Ama her yaşta mutlu olmaya hakkı vardır insanın…” Ama baharda ya da dışarda, Sonsuz göğün altında, aşkın aşkla çarpımı, garip bir biçimde, hep sonsuzdur, karekökü de yoktur… çünkü aşk bir suçlamadır sonuna kadar yaşanmamışsa’ kente kapandık kaldık tutanaklarla belli sirk izlenimlerinden seçmen kütüklerinden yüzlerimiz temmuzdan ötürü sallanır ve uzar ve her köşe bir tuzaktır birer darağacıdır her meydan saati öğle vaktini kesinlikle gösteren oysa hep güçlü dağları görmenin zamanıdır Kısacık, yoğun bir akşam… Şaşırdım, hüznümü nerelere bıraksam. çığlığım uzun uzun kalır içimde yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde rüzgâr bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde ve gece duruşmasından yeni çıkmışken sabahın terazisi eksik tartar gölgemi Bekliyorum seni, Akşamsız günler ardından, Çıkıp gelecekmişsin gibi. artık öyle açık ki kuşkuya yer yok kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır tutanaklarda duvar diplerinde ve bazı yerlerde örneğin çukurova ve mekong köylerinde acıdır ağacın gölgesini yapan bunu herkes bilir Bir şarkı söyleyin ne olur, kızlar Uzun ve gerçek. Bütün düşündüklerim aklımda kalsın, Parmaklarımın telâşlı hasretiyle Şimdi bir ıssız kasabanın Bir odasında, kendince, ışıksız, Yavan, hazırlıksız ve çoook uzak Bir gece geçecek… artık öyle açık ki kuşkuya yer yok acıya hep yer vardır aramızda dört cepli yeleğim aynı kolaylıkla taşır her şeyi bozuk paraları da umutsuzluğu da aynı kolaylıkla tutmuş gibi olurum güneşin yedi renk ayasını ”Umut gelsin bütün gümbürtüsüyle.” biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum ya da üst üste silah atsan kent tepinir belki bütün kuşlar uçar belki değil mutlaka ama bir tanesi mutlaka kalır.” Ellerin de üşür. Biliyorum ama Isıtabilirsin onları. O ateşte Hazırsın da Biliyorum. Ama sana bir boyun atkısı gerek. Kış geldi.. bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur ne var ki ıslanır gider coskunluğum durmadan durmadan dağ biraz daha benden deniz her zaman senden hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan ”Cesaretin en kırılgan olduğu yer, Ben demiştim’ orkestrasıdır.” kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm seni övdüğüm zaman güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda seni övdüğüm zaman” ”Bütün mümkünlerin kıyısındayım.” “Herkesin Bir umudu vardır, Bir savaşı, Bir kaybedişi, Bir acısı, Bir yalnızlığı, Bir hüznü… Çünkü herkesin bir gideni vardır, İçinden bir türlü uğurlayamadığı…” “Sen nereye, ben oraya, adım adım İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım.” çünkü güneş ve kalın mavi insana hiçbir şey hatırlatmaz öyle ki toparlar hayatın kalbini ve o zaman çökelir yaz tutarak kendi kalbini umutlar sarıya bırakır kendini gül uzar karanfil kokar o zaman sorarım şimdi mi “Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum. “ Önce sesin gelir aklıma Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli Sonra cumartesi günleri gelir Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak. “Elimde kolumda senin seslerin var gel de aldırma” Kırk kere söyledim bir daha söylerim Savaşta ve barışta, karada ve denizde, Düşkünlükte ve esenlikte Zamanımız apayrı bize göre Yanyana olduk mu elele Aç kalsak ağlamayız biliyorum. Ben! Çocukları sevdim yaşadım. Dünyaya alışmadım. Kuru güller gibi yersiz ve inceydim biraz. İçim güvercinleri okşamış gibi rahat Sen yanımdayken ister istemez Geniş meydanlarda akşam üstleri Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar. söylenir ve yarım kalır bütün aşklar yeryüzünde Sen yanımdayken ister istemez Uzak ırmakları hatırlıyorum. “Ağlamak sızlamak kaç para eder, Bir şarkı söylenir, bir şarkı biter, Ömür dedikleri gitti gider, Bir avuç su gibi parmaklarımdan.” Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum… “ ”…siz ne zaman öldünüz Allah aşkına yani ne zaman kirli karlar bile erimemişti haber yoktu Nisandan..” yazı orada geçirdik kışa gerek kalmadı safça acemice şarkılar söylendi oyunlar oynandı sözde sevinç haline getirildi yıllanmış hüzünler aşklar unutuldu ve bazılarına yeniden başlandı Dünyada bir ben varım, Birde bu olmayası sahipsizliğim.. “insan yaşlandıkça kurtulur” demiş birisi korkudan belki yılgınlıktan ve başka bir şeylerden Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum Dikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun Sevgim acıyor oysa yaşlandıkça bulunur mavinin en iyisi akasya çürür tren hızlanır eller ufalır gibi kim yitirir sözgelimi bir başkasının bulduğunu evet kim yitirir kim bulur herhangi bir akşam alacası değil ki bu Aşkın şiirin ölümün en kolayına gitmek Caddeleri sevmediğim kadınlarda yitirdiğim Biliyorum sebebini bir bir biliyorum Öyle kolay kendisi kurtulması söylemesi öyle kolay Kolaylığından sıkılıyorum Kurtulmak elimden gelmiyor “oysa” diyor birisi “sabah yeniden hatırlamadı yaşamayı” bana kalırsa “oysa” diyenlerden hep korkmaı “oysa ölüm var” da diyebilir aynı kişi “mucize”,açıklanabilir bir “şey” değildir,tanık oluruz sadece. oysa ölüm yakın olmamalı süzgün ve uzun şeylerden de korkmalı bana kalırsa uzun süren devrimlerden süzgün aşklardan ve bunlara benzeyen başka şeylerden akasya hemen çürümeli tren birden hızlanmalı şimdi ey kış diyorum ne kadar sürersen sür yaz güzeldi ve sapsarıydı herkes doydu ve eylendi oyunlar oynandı oteller ve sokaklar da sapsarıydı kimler ne konuştu ne yitirdi ne kazandı Seni aldım bana ayırdım. Durma! Kendini hatırlat.. ama bir şey vardı eksilen ya da çoğalan kumun altında mı denizin üstünde mi masalarda mı biraz birazdım her şeyden dün biraz sinirlenmiştim mesela yarın bir kadını seveceğim biraz biraz biraz kör oldum bügünlerde “dünya bir sanrıdır” diyor birisi “belki bir sancı” Ah ki ben, Kendimi bile Kimsesizliğimden tanırım… ne bırakmıştım orada sahi mor gibi soylu bir şey mi bir eziklik mi yoksa sondur bu akşamlar, geceler diriltir beni bir kuşun sesinde herkes ne kadar mutluydu “oysa” Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum Hiçbirinizle dövüşemem ne bıraktıysam o kadar kaldı orda sonsuz göğün altında aşkın aşkla çarpımı nedendir bilinmez garip bir biçimde hep sonsuzdur Gülü çiğdemi filan bırak Sardunyayı karidesi filan bırak Acıyı ve ölümleri bırak Oy pusulalarını ve seçimleri bırak Evet Seçimleri özellikle bırak Çünkü açlık çoğunluktadır Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, Her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; İstesen de silemezsin. Her kişinin ukala ömrü Yeter sanılır çiçeklenmeye Ve dünyanın karanlığından Bir aşk bahanesiyle kurtulmaya Kaçıp giden baharların anısı Elden ele devredilen bir gençlik duygusu Laleler sümbüller bütün öbür boklar püşürler Hakkım var mıdır bunları söylemeye – vardır Bir elim sağ cebimde Bir elim sol cebimde Bu hüznü siz de bilirsiniz Anlat deseniz anlatamam Enine boyuna yaşarım ancak… Güneş doğarken ve batarken Yazdan kışa girerken ve kıştan çıkarken Ve dağda ve kırda Hakkım vardır – Çünkü en azından dünyadan Dölsüz katırlar geçer Yüklü vagonlar geçer Demir yüklü şilepler geçer Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş Şimdi de var biliyorum Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz Yelkenleri işletenleri ve tayfalarıyla Ve onların karıları ve çocuklarıyla Ve bilinmez sanılır geleceği Bir demiryolu makasçısının Oysa kesinlikle yazılmıştır Her sevgi kitabında Asıl olan açlıktır Çoğunluktadır “kaç unutulmaz günü vardır insanın kaç unutulmaz yaz ve kış günü, ömründe kaç tane mutluluğu birer birer” 1 69Turgut Uyar Sözleri 12 69Turgut Uyar Sözleri 13 69Turgut Uyar Sözleri 24 69Turgut Uyar Sözleri 25 69Turgut Uyar Sözleri 36 69Turgut Uyar Sözleri 37 69Turgut Uyar Sözleri 48 69Turgut Uyar Sözleri 49 69Turgut Uyar Sözleri 510 69Turgut Uyar Sözleri 511 69Turgut Uyar Sözleri 612 69Turgut Uyar Sözleri 713 69Turgut Uyar Sözleri 814 69Turgut Uyar Sözleri 915 69Turgut Uyar Sözleri 1016 69Turgut Uyar Sözleri 1117 69Turgut Uyar Sözleri 1218 69Turgut Uyar Sözleri 1319 69Turgut Uyar Sözleri 1420 69Turgut Uyar Sözleri 1521 69Turgut Uyar Sözleri 1622 69Turgut Uyar Sözleri 1723 69Turgut Uyar Sözleri 1824 69Turgut Uyar Sözleri 1925 69Turgut Uyar Sözleri 2026 69Turgut Uyar Sözleri 2127 69Turgut Uyar Sözleri 2228 69Turgut Uyar Sözleri 2329 69Turgut Uyar Sözleri 2430 69Turgut Uyar Sözleri 2531 69Turgut Uyar Sözleri 2632 69Turgut Uyar Sözleri 2733 69Turgut Uyar Sözleri 2834 69Turgut Uyar Sözleri 2935 69Turgut Uyar Sözleri 3036 69Turgut Uyar Sözleri 3137 69Turgut Uyar Sözleri 3238 69Turgut Uyar Sözleri 3339 69Turgut Uyar Sözleri 3440 69Turgut Uyar Sözleri 3541 69Turgut Uyar Sözleri 3642 69Turgut Uyar Sözleri 3743 69Turgut Uyar Sözleri 3844 69Turgut Uyar Sözleri 3945 69Turgut Uyar Sözleri 4046 69Turgut Uyar Sözleri 4147 69Turgut Uyar Sözleri 4248 69Turgut Uyar Sözleri 4349 69Turgut Uyar Sözleri 4450 69Turgut Uyar Sözleri 4551 69Turgut Uyar Sözleri 4652 69Turgut Uyar Sözleri 4753 69Turgut Uyar Sözleri 4854 69Turgut Uyar Sözleri 4955 69Turgut Uyar Sözleri 5056 69Turgut Uyar Sözleri 5157 69Turgut Uyar Sözleri 5258 69Turgut Uyar Sözleri 5359 69Turgut Uyar Sözleri 5460 69Turgut Uyar Sözleri 5561 69Turgut Uyar Sözleri 5662 69Turgut Uyar Sözleri 5763 69Turgut Uyar Sözleri 5864 69Turgut Uyar Sözleri 5965 69Turgut Uyar Sözleri 6066 69Turgut Uyar Sözleri 6167 69Turgut Uyar Sözleri 6268 69Turgut Uyar Sözleri 6369 69Turgut Uyar Sözleri 64
turgut uyar büyük saat sözleri